![]() |
| Home RSS Directory F.A.Q Suggest A Feed Try Custom Feed Sonneries Portable |
Latest Flows from this sub-category: random selection from this sub-category: |
Bir varmış bir yokmuş bir zamanlar bir Bumin varmış bir de onun blogu varmış..... Bırakıyorummmm Bırakıyorumm Bırakkk --- tım
hayırlı olsun...
Artık ben yokum..
Macera buraya kadarmış.. İş. okul. vs derken vakit olmuyor Zaten köprünün altından çok sular aktı... Çok şey öğrendim... Ve zamanı geldiğini düşündüm..
Bu iş bana göre değilmiş :)
Giderken bir veda şarkısı ...
Seni ararken kendimi kaybetmekten yoruldum,
tabi burada ismi geçen kişiyi tanımıyorum ve bu mailin ne anlama geldiğini de bilmiyorum zaten.. varsayalım ki bir arkadaşlık daveti acaba bu kişinin bu mailden haberi var mı? yoksa XuQa kendi kendine bana mail mi atıyor "bak bu kişi seni görmek istiyor" falan diye bilmem artık.. ne kadar popüler oldum herkes beni istiyor arkadaş :) amaaa ben ne yaptım bilin bakalım :) bana gelen mail adresinde yer alan hotmail adresinden bu kişinin profilini çıkardım... daha önce kolaylık olsun diye bir link hazırlamıştım kopyala yapıştır hesabı (belki daha kolay yolları da vardır ama bu bana yeterli şimdilik) bir de baktım ismini seren olarak yazan arkadaşımız aslında serkanmış ve 27 yaşında bir erkekmiş :) ha birde bekarmış :D internette kopyalayıp yapıştırarak bişeyleri dağıtmak, daha kötüsü kendinize ait olmayan bişey dağıtmak çok moda... özellikle son zamanlarda blogların yaygınlaşmasıyla bazı fırsatcılar reklam vs. için blog blog dolaşıp içerik hırsızlığı yapmaktan çekinmiyor... ama bu durumdan şikayetci olan birileri boş durmamış ve utanç duvarı diye bir blog açmış... sizde bu durumdan muzdaripseniz hırsızlarınızı teşhir etmekten çekinmeyin... "Sitenin temel amaçları : - bilinçli olarak yapılan fikir hırsızlığının önüne geçmek, - bilinçsizce başkalarına ait siteler, forumlar ya da kendilerine gelen e-postalar aracılığıyla ulaşan yazıları alıntı yapmadan bloglarında kullanan insanları uyarmaktır." ![]() http://utancduvari.blogspot.com/ bloglarda arama motorlarından ziyaretci çekmenin bir takım "püff" noktaları var. mesela o günlerde gündemde ne var seçim mi patlatırsın seçimle ilgili bir yazı biraz da içerisinde her partinin isminin geçtiği ertesi gün girersin arama listelerine ya da en çok neler aranıyor mesela google images te "seni seviyorum" yazıldığında bulunacak bir resim atarsınız yazınızın arasına şakır şakır ziyaretci akmaya başlar. birde tagların arasına seo, optimizasyon, internetten para kazanma, kız msn adresleri gibi doğrudan kullanıcı çekecek yazıları eklerseniz tamamdır... bunu devam ettirdiğiniz sürece size birileri "yanlışlıkla" da olsa gelecektir... şimdi bu nerden mi çıktı.. geçen gün dmry.net te dolaşırken haydar dümenle ilgili yazısı ve arkasından gelen mailleri gördüm... google da haydar dümen yazan gelmiş ve "haydar dümen's official web site" sandığı için derdini anlatıp çare aramaya başlamış..düşünüyorum da ne kadar zor birşey..açıyorsunuz mail adresinizde "hocam biz bi b.k yedik" yazan mailler... durum böyle olunca sizde site trafiğinizi biraz olsun artırmak istiyorsanız, özellikle de yeni kullanıcıysanız bu tür küçük hilelerle ziyaretci çekebilirsiniz.. ama gelenlerin ne kadar kalıcı olduğu tartışılır tabi :D Şimdi önümde ağır bir kapı Ardında okyanus var Bir de bileğimden biri çekiyor Benimse kapıyı açmam gerek Bak diyorum koca dünyaya Buradan derhal çıkmak gerek Bari çekme bileğimden Benim her şeyi görüp öğrenmem gerek
Bilgi güçtür. Güç insanı bozar. Çok öğren. Şeytan ol.
Forbes dergisinin arka sayfasında yazıyordu bu yazı. Hoşuma gitmişti. Ama gerçekliğini düşünmemiştim hiç. Gerçekten gücün insanları bozduğuna şahit oldum. Hemde sanal ortamda elde edilen bir güç. Sadece bir şifrenin ucunda olan bir güce insanlar bu kadar değer verip ölüm kalım meselesi yapar mı? Veriyormuş, yapıyormuş demek. Eğitim cahilliği alır eşşeklik baki kalır diye boşuna dememişler...
Bir şikayet sonucu video Youtube yönetimi tarafından siteden kaldırıldı. Sizlerden özür diliyorum. Pasaj müziğin telif haklarını ihlal etmişiz. Sadece sözleriyle idare etmek zorundayız. Daha önce bu şiiri burada paylaştığımı hatırlıyorum. Şimdi de radyodan şiiri kaydettim. Buyrun burada. Şiir de burada Birde biz bunu diyebilsek...
OLIVIERO Toscani, Türklerin sürekli olarak dışardaki gözlere kendini değerledirtme ihtiyacı duyduğunu belirterek, "Bu kadar kompleks olmayın. Siz Türkler düşündüğünüzden daha zekisiniz, daha başarılısınız. Kendinize dönerek değerlendirmeyin her şeyi. Bunun yerine dünyanın kalanıyla daha çok ilgilenin, global dünyaya bakın" dedi. Türkiye’deki tasarım ürünlerinin de çok güzel ve özgün olduğunu söyleyen Toscani, Türk bayrağını örnek gösterdi ve "Bayrağınız ay ve yıldız figürlerinin romantik bir bileşimi. Aslında bütün ulusal bayraklar yeniden tasarlanabilmeli. Ancak Türk bayrağının buna hiç ihtiyacı yok. Sizin bayrağınız çok iyi bir tasarım" dedi. benim de çok fazla kepek problemi vardı. kuzen dedim napcam ? cevap kısa ve özdü. "şampuanını değiştir"... tavsiyesini dinledim ve gecenlerde kipada dolaşırken clear erkek şampuanının standını görünce birde bunu deneyelim bakalım diyerek aldım... üzerinde ilk yıkamadan itibaren kepeği gözle görünür derecede azaltır düzenli kullanımda tamamen önler ve kolay taranmasını sağlar diyordu...yaklaşık 2 belki 3 hafta geçti ve dedikleri gibi ilk yıkamadan itibaren kepek kalmadı... teşekkürler kuzen ;) İşletme öğrencisi olduğumuz için gerek hocalarımız gerek bu yoldan geçmiş olanlar sık sık ekonomi ve iş dünyası dergilerini takip etmemizi tavsiye ederler. Ben de arasıra (maddi durum el verdiği ölçüde) bu dergilerden alıyordum. Sonra bir ara Forbes abonesi oldum ve yaklaşık 1,5 yıldır devam ediyorum. Aslında benim söylemek istediğim bunlar değil ama giriş yapmış olduk. Geçenlarde bir arkadaşım güzel bir kitap veriyor diye Cnbc-e Business dergisi almış masanın üzerinde duruyormuş. Bende bakayım neler var diye dergiyi bir açtım "Bu ne!!!". Boya mı dersinnn yoksa kağıt mı dersin bir koku bir koku... Birkaç sayfa çevirdim burnum yanmaya başladı ve tekrar masanın üzerine bıraktım. Acaba bu koku nedir? Geçici bişey midir? Zararlı mıdır? Cnbc-e Business çalışanları ya da satın alanlar bu dergiyi nasıl okumuştur? Yanıtlanması gereken ne çok soru var?
Bir süredir şöyle bir mail geliyor..Girdim, denedim hiçbir işe yaramıyor. Sanki şifre çalmak için yapılmış bir site gibi ama pek o işe yarayacağını da sanmıyorum...Yani siz inanmayın bu maile
Merhaba Msn listende temizlik yapmak istiyorsun ama kimi silip silemeyeceğine emin değilsin. Artık seni kimin engellediğini ögrenmen çok kolay. www.kimengellemis.com bütün arkadaşların burdan ögrendi hadi sende gel
KimEngellemis.com güvenli sistemler altında sizin bilgilere ulaşmanızı sağlar. Yavuz DONAT 11 Şubat 2007 Pazar
Kimse karnından konuşmasın, Türkiye'de "derin devlet" var. "Dün" de vardı, "bugün" de var. Derin devlet olayını "isimli, resimli, örnekli, tanıklı" olarak ve "özetleyerek" anlatacağız. Gerekirse "örnekleri çoğaltırız." Yine gerekirse "günümüzden örnekler" sunarız.. OLAY- 1 Çok yakında 30 Ağustos 1980... Öğle saatleri. Yer Konya Orduevi. Vali Lütfi Tuncel ile Belediye Başkanı Mehmet Keçeciler, Ordu Komutanı Org. Bedrettin Demirel'in konuğu. Keçeciler: -Paşam bu anarşi nasıl önlenecek? Org. Demirel: - Reis bey çok yakında önlenir, merak etme. - Nasıl önlenir paşam? - Önleyeceğiz... Nasıl önleneceğinin kurallarını da koyacağız... Yakında görürsünüz. OLAY- 2 Geliyorum diyen ihtilal 2 Eylül 1980... Sabah saat 09.00. Konya Belediye Başkanı Mehmet Keçeciler, Konya Milletvekili (AP) Prof. Şaban Karataş Ankara'da, Başbakanlık konutundalar. Keçeciler: - Sayın Başbakanım. Alaaddin Camii'nin duvarı çatladı. Sizden destek istemeye geldim. Demirel: - Vakıflar'a, Hazine'ye, Bayındırlık'a derhal emir veriyorum... Gereken yapılacak. Başbakan: - Reis bey benim de sizden bir ricam var. Keçeciler: - Emriniz olur sayın Başbakanım. - Hoca'ya (Prof. Erbakan) selam söyleyin. Meclis'ten erken seçim kararı çıksın... Askeri tutamıyorum... Erken seçim kararı alınırsa ihtilal önlenir. - Benim de duyum ve endişelerim var. - Reis bey, Hoca üzerinde ağırlığınızı kullanın, ihtilali önleyelim. OLAY- 3 2 Demirel 2 Eylül 1980... Öğleden sonra. TBMM'de, Milli Selamet Partisi Genel Başkanlık Odası. Odadakiler: Prof. Erbakan, Oğuzhan Asiltürk, Şevket Kazan, Recai Kutan, Süleyman Arif Emre. Ve Mehmet Keçeciler. Mehmet Keçeciler: - Muhterem Hocam, bazı şeyleri arzetmek istiyorum. Prof. Erbakan: - Buyrunuz. Keçeciler: 1. Hocam 6 Eylül'de Konya'da yapılacak Kudüs mitingi iptal edilsin. 2. Kudüs'e asker gönderilecekse beni 1'inci sıraya yazın. 3. Ama miting bizim başımızı belaya sokar. 4. İhtilal geliyor. Oğuzhan Asiltürk: - Ordu sağcı-solcu diye 2'ye bölündü... İhtilal falan olmaz. Prof. Erbakan: - Madem Konya istemiyor, Kudüs mitingini Kayseri'de yapalım. Oğuzhan Asiltürk: - Ama zaman yok... Konya'da yapmaya mecburuz. Prof. Erbakan: - Mehmet bey, ihtilal olacağını kimden duydunuz? Keçeciler: - 2 Demirel'den... Önce Org. Bedrettin Demirel söyledi, sonra da Başbakan Demirel. Başbakan Demirel'in adını duyan hoca Prof. Erbakan birden sinirlenir: - Bizi askerle korkutuyor... Miting yapılacaktır... 6 Eylül'de Konya'da. Keçeciler de sinirlenir: - Öyleyse ben de artık sizin belediye başkanınız değilim. OLAY- 4 İstifa mektubu 3 Eylül 1980. Mehmet Keçeciler Konya'ya döner ve MSP İl Başkanı Ali Güneri'ye "istifasını" verir. İstifanın "mitingden sonra açıklanması" kararlaştırılır. Keçeciler "miting günü" Konya'da bulunmak istemez. Ama Vali rica eder: - Konya'dan ayrılma. Org. Demirel de: - Seni tanıyorum, bir yere gitme. OLAY- 5 Sahipsiz afiş 4 Eylül 1980. Konya'da, Ordu Komutanlığı Karargahı'nın karşısına dev bir afiş asılır: - "Şeriat İslam'dır." Org. Demirel, Belediye Başkanı Keçeciler'i arar: - Bu afişi asacak başka yer kalmadı mı? - Paşam, ben astırmadım. Derhal indiriyorum. Afiş indirilir. Ve afişi kimin astırdığı da bulunamaz. OLAY- 6 Derin devletin deli kadrosu 6 Eylül 1980. İhtilal sebepleri arasında sayılan meşhur Konya mitinginin sabahında, Belediye Başkanı Keçeciler, şehri dolaşmaya çıkar. Ve kentin "kimseye zararı olmayan, halkın harçlık verdiği" delileriyle karşılaşır. Örneğin Deli Kazım, Deli İsmail. Esnafın "sabah erkenden dükkânıma uğrarsa işlerim rast gider" dediği Deli Mustafa. Yine zararsız delilerden "İbibik Selahattin." 40-50 deli. "Yeşil cüppeleri" giymişler, başlarında "yeşil sarık", ayaklarında "çizme", Konya sokaklarında "şeriat istiyorlar." Keçeciler: - Lan Mustafa, bu kılık kıyafet ne böyle? - Reis abi, reis abi bizi giydirdiler. - Kim giydirdi? - Birileri giydiriverdi... İyi olmuş mu reis abi? Konyalı delileri "kimlerin giydirdiği" hiç öğrenilemedi. OLAY- 7 5 bilinmeyenli denklem 6 Eylül 1980... Öğleden sonra. Milli Selamet Partisi'nin Konya Mitingi'nde tam İstiklal Marşı okunacağı sırada... "Arkalardan 5 kişi" bağırmaya başlar: - İstiklal Marşı değil, ezan istiyoruz. 5 kişinin "gazetelerde resmi çıkar." Ama bu 5 kişiyi "Konya'da tanıyan, bilen yoktur." Mehmet Keçeciler hemen savcılığa başvurur: - Bunların bulunması ve haklarında soruşturma açılmasını rica... Aradan 27 yıl geçti. Bu 5 kişi "hala kayıp." Ve son not: 12 Eylül ihtilalinden sonra MSP yönetimi "hapse atıldı." Keçeciler Ordu Komutanı'nın isteğiyle "bir süre Belediye Başkanlığı'na devam etti." Sonra Ankara'ya, "Başbakan Yardımcısı Turgut Özal'ın Danışmanlığına" atandı.
Dönemin Konya Belediye Başkanı Mehmet Keçeciler
Bir süredir müzik olarak sadece Ayna dinlemeye başladım. Neden mi ? Sen olsan şunu dinlemez misin?
Dur dur biraz
Çeşitli günlerde Google logosunu o güne özel bir tasarımlarla değiştiriyor. Buna hepimiz şahit olmuşuzdur. Peki hiç Türkiye'ye özel bir tasarımla karşılaştınız mı? Tabi ki hayır. Peki olsa güzel olmaz mıydı? İşte bu düşünceyle yola çıkan bir grup kahraman Google Bize Logo Yapsana sloganıyla bir kampanya başlatmışlar ve çeşitli tarihlere özel logoların Türkiye için de yayınlanmasını istiyorlar. Biz de istiyoruz. Siz de herhangi bir şekilde destek verebileceğinizi düşünüyorsanız bir göz atın derim. ![]() ![]() ![]()
Türk Dil Kurumu Başuzmanı A.Dilaçar’ın, Atatürk’ün matematikteki üstün başarısıyla ilgili olarak 10 Kasım 1971 tarihli yazısında belirttiğine göre, Atatürk ölümünden bir buçuk yıl kadar önce, üçüncü Türk Dil Kurultayı'ndan (24–31 Ağustos 1936) hemen sonra 1936–1937 yılı kış aylarında kendi eliyle “Geometri” adlı bir kitap yazdı. Kitap, matematik öğretmenleri ve bu konuda kitap yazacaklara kılavuz olması amacıyla 1937 yılında Kültür Bakanlığı’nca yayınlanmıştı. Atatürk, “Geometri” isimli yapıtında; Boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesek kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, çekül, yatay, düşey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yanal, yamuk, artı, eksi, çarp, bölü, eşit, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayım gibi geometri ve matematikle ilgili terimlerin isim babası oldu ve bu terimleri Türk matematik bilimine kazandırdı.
Daha sonra ünlü bilim tarihçisi Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı, Atatürk’ün “Geometri” kitabı için "Küçük fakat anıtsal bir yapıt" yorumunu yapacaktı. Yapıtında yer alan her tanımı, her kavramı tüm öğeleriyle eksiksiz ve açık biçimde anlatan Atatürk, bunları örneklerle de açıklamıştı. Atatürk'ün türettiği matematik terimlerinin ve yaptığı geometri tanımlarının hemen hemen tümü bugüne değin değişmeksizin kullanıla gelmiştir. O'nun türettiklerinden sadece birkaç terim sonradan küçük ölçüde değiştirilmiştir. Yazdığı birçok şiir vardı. Vatan sevgisini en güzel şekilde ifade ettiği şiirlerinden biri de Türk tarih sahnesinde büyük önemi olan Oğuzlara ithaf ettiği “Hakikat Nerede?” isimli şiiriydi;
Kaynak : http://www.biyografi.info/kisi/mustafa-kemal-ataturk
Daha önce hazırladığım fakat eklemeye fırsat bulamadığım bir video. Şiiri paylaşmak için fotoğraflar ekledim. Kulağınız seste olsun. Sözler de aşağıda. Düşümde Gördüm... Beni bir sokakta köşeye kıstırıp vurdular anne, Gerçekten bir gün nasip olurda şehit olursam, Ağlama anne... Polis zaten milleti için nefer, Kan aksa da vatanındır zafer, Hani bu yolda kör kurşunla eğer, Şehit olursam ağlama anne... Bir canım olsa da fedadır yurda, Yedirmem ülkemi köpeğe kurda, Vatan kalesinde yüksek bir surda, Şehit olursam ağlama anne... Cenazemi omuzlar üstünde taşırlar, Sokağımıza belki de ismimi yazarlar, Babama bir şilt belki de bir madalya takarlar, Şahit olursam ağlama anne... Benim ömrümden kutsaldır vatan, Boşuna ölmedi ya şu şehit yatan, Bir nifak uğruna vatanı satan, Beni de şehit ederse ağlama anne... Düşmesin gökteki bu yıldız bu hilal, Silinmesin bayrağımdaki bu beyaz bu al, Ne olur sende et hakkını helal, Şehit olursam AĞLAMA ANNE... Platonik aşkı nasıl tarif edersiniz ? Bu yeterli mi ? ![]() ![]() Kısa bir süre önce Alihan - Ajdar savaşına şahit olduk. Alihan beyimiz tüm mikrofonların Ajdar'a yöneltilmesini kaldıramadı. "ülen yıllardır sanat camiasındayım bana bu kadar ilgi göstermediler şuna bak" deyip Allah yarattı demeden daldı Ajdarcığımıza. Haber sitelerine göre Ajdar demiş ki: "Bana haksızlık yapılıyor. Beni İbrahim Tatlıses sanatçı diye lanse etti. Benim Mehmet Ali Erbil, Beyaz ve Okan Bayülgen�den eksiğim yok fazlam var. Televizyon kanalları en kısa zamanda bana bir şov programı vermeliler. Ben halka mal olmuş bir sanatçıyım. Sahne aldığım mekanlara 10 bin dolardan aşağıya çıkmıyorum." Haklı adam. (!) Sen dalga geçer gibi tut elinden işte sanatçı diye bağır. Sal sokaklara. Sonra da tepki gösterenlere kız. Alihancığım artık gerçekleri görmüştür heralde. Sanatçı olmanın gündemde kalmanın yolu köprüye çıkıp kendini yakmak değil ibo alişan mahsun özcan gibi pik yapmış sanat adamlarının kanatları altına sığınmaktır. Buradan iboya da bir çağrıda bulunmasak olmaz. "Tut şunun elini sanatçı yapalım abi" ... [şaka bir yana vatandaşın artık düşünecek birşeyi kalmadı alihan- ajdar kavgasını düşünüyor, ajdar için üzülüyor..yazık değil mi? Yazıııkk..] Ülkemizin uluslararası anlamda ciddi olarak karalayan Geceyarısı Ekspresi (Midnight Express) filminin gerçek yüzünü yansıtan videoları herkesin izlemesini sağlayarak bu damgadan kurtulalım. Konuyla ilgili yazılan yazılar şurada: Arda Kutsal Murat Buyurgan Bildirgeç Beysehir.Gen.TR 1. part : http://www.youtube.com/watch?v=TweU77cDrgE 2. part : http://www.youtube.com/watch?v=NqPMI6BnINI Bu sloganla yayına başlayan www.kapitalistonline.net iş dünyasının derinliklerinde bizleri [ biz işletmecileriz ama sadece işletmeciler için diye düşünmeyin yönetim bir sanattır] bekleyen tehlikeleri sanal ortamda gösteren bir online yönetim oyunu. [aslında oyun demek istemiyorum çünkü oldukça gerçekçi...ilk tıklamamda çalışanlarım memnun olmadıkları için işten ayrılınca "neler oluyor" dedim ama bir kere iş işten geçmişti...sanal da olsa bu tür durumlarla yüzleşmek iyi değil anlayacağınız...] İnternette saatlerini harcayan ve yönetim ne demektir yaşamak istiyen biriyseniz buyrun siz de büyük savaşların yaşandığı PAZAR'a... Tüm KapitalistOnline.Net ekibini tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.. |
|
contact |