![]() |
| Home RSS Directory F.A.Q Try Custom Feed Sonneries Portable |
Latest Flows from this sub-category: random selection from this sub-category: |
Rss Directory >
Misc >
Mortgage >
Tüketici Finansmanı Rehberi - Kredi Kartı, Kredi, Mortgage, Sigorta, Leasing Tavsiyeleri
Geçen hafta; gazetelere çıkan haberlerden görmüş olabilirsiniz. Finansbank ve Akbank Mevduat faizlerinin oldukça gerilemiş olduğu mevcut ortamda alternatif getiri arayışındaki yatırımcılara sunmak üzere banka bonosu ihraç etmek için yönetim kurulu kararı çıkartıp SPK'ya başvurmak üzere çalışmalara başladılar bile. Bu nedenle bu hafta ilk yazımızda sizlere banka bonoları hakkında bilgi vermek istedik. Banka Bonoloları, bankalar tarafından , kalkınma ve yatırım bankalarının hükümlerine göre borçlu sıfatıyla düzenleyip, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kayda alınmasını müteakip ihraç ederek iskonto esasına göre sattıkları menkul kıymettir. Burada bankaların amacı sermaye piyasalarından kaynak sağlamaktır. Banka bonolarının kayda alınması, bankanın önerisi üzerine tedavül ve satış limitlerinin Sermaye Piyasası Kurulu tarafından belirlenmesini de kapsar. Halka arz edilecek olan banka bonolarının vadesi 60 günden az 360 günden fazla olamaz. Tahsisli satılacak banka bonolarında ise vade'nin 15 günden az 360 günden fazla olaması gibi bir sınırlama mevcuttur. Banka bonoları, kalkınma ve yatırım bankalarının (banka) Seri:II, No:22 Tebliği hükümlerine göre sermaye piyasası uygulamaları bakımından menkul kıymet niteliğini taşımaktadır. Banka Bonoları Satışa Sunulması ve Satış Esası; SPK tarafından onaylanan sirkülerin günlük gazetelerde ilanını takiben kayıt belgesinde, belirtilen ve izahnamede yer alan satışa başlangıç tarihinden itibaren satışa sunulur. Banka bonoları, kalkınma ve yatırım bankaları tarafından belirlenen vadeye uygun iskonto oranları ile iskonto edilerek bulunan fiyat üzerinden satılır. Halka arz edilmek suretiyle satışa sunulan banka bonolarının satışında uygulanacak vadeye uygun iskonto oranları yıllık bazda hesaplanarak, satışın yapılacağı yerlerde satış süresi içerisinde banka tarafından duyurulur. Banka Bonolarının ikinci el piyasada alım satımı serbesttir. Bu hüküm, bonoları ihraç etmiş olan banka için de geçerlidir. Emre yazılı banka bonoları ile banka garantili bonoların tedavülü için senedin arka yüzünde "beyaz ciro" yapılmış olması ve teslimi yeterlidir. İhraç edilen bonoların üzerinde yazılı bedelleri, vadelerinde bonoları satan banka tarafından ve belirlenen yerlerde ödenir. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Vadesi 1 yıldan kısa olan, çıkaran kurum tarafından öngörülen vade sonunda belli bir bedelin ödenmesinin taahhüt edildiği menkul kıymetlere bono denir. Bonolarının vadesi 60 günden az 360 günden fazla olamaz. Bono iktisadi mahiyeti itibari ile kredi vasıtasıdır. Ayrıca ödeme, ispat ve teminat vasıtası olarak da kullanılır.Bononun mecburi şekil şartları: * Senet metninde Bono (veya Emre muharrer senet) kelimesini ve senet Türkçe'den başka bir dilde yazılmışsa o dilde bono karşılığı olarak olarak kullanılan kelmeyi, * Kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini, * Vadeyi, * Ödeme yerini, * Kime ve kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadını, * Senedin düzenlendiği gün ve yeri, * Senedi düzenleyenin imzasını, ihtiva eder. Aşağıda yazılı haller dışında yukarıda yazılı unsurları taşımayan bir senet bono sayılmaz, adi senet sayılır ve ciro ile devri de mümkün olmaz: * Vadesi gösterilmemiş olan bono, görüldüğünde ödenir. * Açıklık bulunmadığı takdirde senedin düzenlendiği yer, ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılır. * Düzenlenen yer gösterilmeyen bir bono, düzenleyenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılır. Hazine Bonosu Hazine Bonoları, T.C. Hazinesi'nin çıkarmış olduğu, bir yıldan kısa vadeli TL veya döviz cinsinden devlet iç borçlanma senetleridir. Hazine Bonolarını vade tarihine kadar elinizde tutarsanız, ana paranın ve faizinin size geri ödenmesi garantilidir. Altın, Gümüş ve Platin Bonoları Altın, gümüş ve platin bonoları, İAB üyesi bankalar ile kıymetli maden aracı kurumlarının belli miktarda kıymetli maden cinsinden ihraç ederek iskontolu veya iskontosuz olaraksattıkları menkul kıymetlerdir. Altın, gümüş ve platin bonolarının vadesi 60 günden az 360 günden fazla olamaz. Halka arz edilmek suretiyle ve iskonto esasına göre satışa sunulan altın, gümüş ve platin bonolarının satışında uygulanacak vadeye uygun iskonto oranları yıllık bazda hesaplanarak, satışın yapılacağı yerlerde satış süresi içerisinde ihraçcı tarafından duyurulur. Altın, gümüş ve platin bonolarının satış bedeli, esasları izahname ve sirkülerde belirtilmek kaydıyla, Türk Lirası, döviz veya kıymetli maden olarak tahsil edilir. Altın, gümüş ve platin bonolarına ilişkin ödemeler, esasları izahname ve sirkülerde belirtilmek kaydıyla, kıymetli madenin borsasında oluşan ağırlıklı ortalama fiyatı esas alınarak, Türk Lirası veya ödeme tarihinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ilan edilen gösterge niteliğinde döviz satış kuru kullanılmak suretiyle, döviz cinsinden ya da ihraç sırasında fiziki teslim öngörülmüşse kıymetli maden cinsinden aracı kuruluş vasıtasıyla yapılır. Banka Bonoları Banka Bonoları, kalkınma ve yatırım bankalarının borçlu sıfatıyla düzenleyip, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kayda alınmasını müteakip ihraç ederek iskonto esasına göre sattıkları menkul kıymetlerdir. Halka arz edilecek olan banka bonolarının vadesi 60 günden az 360 günden fazla olamaz. Tahsisli satılacak banka bonolarının vadesi 15 günden az 360 günden fazla olamaz. Banka bonoları, kalkınma ve yatırım bankaları tarafından belirlenen vadeye uygun iskonto oranları ile iskonto edilerek bulunan fiyat üzerinden satılır. Halka arz edilmek suretiyle satışa sunulan banka bonolarının satışında uygulanacak vadeye uygun iskonto oranları yıllık bazda hesaplanarak, satışın yapılacağı yerlerde satış süresi içerisinde banka tarafından duyurulur. Bonoların ikinci el piyasada alım satımı serbesttir. Bu hüküm, bonoları ihraç etmiş olan banka için de geçerlidir. Emre yazılı banka bonoları ile banka garantili bonoların tedavülü için senedin arka yüzünde "beyaz ciro" yapılmış olması ve teslimi yeterlidir. İhraç edilen bonoların üzerinde yazılı bedelleri, vadelerinde bonoları satan banka tarafından ve belirlenen yerlerde ödenir. Kaynak : TSPAKB Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - ![]() Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) başvurusu yapmadan önce, konu hakkında bilgi sahibi olmak isteyen internet kullanıcılarına yardımcı olacağına inandığımız bir makaleyi daha önce sizlerle paylaşmıştık. Bu makaleye duyulan ilgi nedeniyle BES ile ilgili merak eden tüketicilere yardımcı olacağını düşündüğümüz bazı konuları paylaşmaya devam etmek istiyoruz.. Öncelikle şunu ifade etmek isteriz ki, ülkemizde BES hala emekleme aşamasında olan bir finansal sistemdir. Gelişmesi için hala altyapısal birçok değişiklik gereklidir. Tüketicilere BES sistemine girmeyi daha cazip kılacak vergi avantajları, BES’de faaliyet gösteren emeklilik şirketleri tarafından daha fazla fon alternatifleri sunulması bunlardan ilk bakışda bizim aklımıza gelen olması gereken değişiklikler. Bütün bunlara rağmen sektörde faaliyet gösteren emeklilik şirketlerinin sistemin daha iyi hale getirilmesi konusunda talepkar olması sektörün ulaşmasıi arzu edilen noktaya daha çabuk varacağı sinyallerini net olarak veriyor. Ancak sistemi daha süratli ileri götürecek bir konu da BES' katılan tüketicilerin bu kararı verirken bilinçli bir şekilde yeterli seviyede bilgi sahibi olarak neye imza attıklarının farkında olmaları olacaktır. BES’e dahil olan tüketiciler anlaşma yaptıkları emeklilik şirketine “Katılım payı” adı altında bir ücret öderler. Bir çok BES üyesi basit bir mantık içersinde bu tutarın tamamının kendi emeklilikleri için yatırıma yönlendirildiği düşünür ancak bu tutarlardan Emeklilik şirketi kendisine yasal olarak verilmiş haklardan yola çıkarak masraf kesintileri yapar. Bugünkü yazımızda bu masraf kesintilerinin ne olduklarına kısaca değinmeye çalışacağız. Bireysel Emeklilik Masraf Kesintisi 1 : Giriş Aidatı, katılımcıdan veya işvereninden bir kez alınabilinen yasal bir masraftır. BESe girişte veya her yeni bir bireysel emeklilik hesabı açılırken alınır. Bir başka deyişle, bir tüketici ister aynı şirket olsun ister farklı şirket her yeni BES hesabı açmaya karar verdiğinde bireysel emeklilik şirketi bu aidatı almaya hak kazanır. BES giriş aidatı satın alınan ürünün detayında yazan asgari ücretin aylık tutarı kadar bir tutardır. Şirketin tasavvurunda göre girişte peşin olarak veya taksitler halinde bir yıla yayılarak da alınabilir. Bireysel Emeklilik Şirketi sözleşmede yazacak koşullar dahilinde bu ücreti erteleyebilir. Günümüzde Bireysel Emeklilik şirketleri aralarındaki rekabet nedeniyle bu masrafla ilgili farklı uygulamalara gitmektedirler. Emeklilik şirketleri giriş aidatlarını, başlangıçta ve çıkış anında ertelenmiş olmak üzere iki kısımda veya tek seferde katılımcıdan ve/veya katılımcı ad ve hesabına katkı payı ödeyen kişiden mutlaka alır. Yani bir emeklilik şirketi sizden giriş aidatı almıyoruz derse ilk sormanız gereken soru; Peki ne zaman alıyorsunuz? olmalı. Bireysel Emeklilik Masraf Kesintisi 2 :Yönetim Gideri Kesintisi, ödenen katkıların azami %8’ine tekamül eden bir masraf kesintisidir. Sözleşme yapılan BES planında belirtilen asgari ücretin aylık tutarının dörtte birini aşmamak kaydıyla; birikimler üzerinden fon adedi olarak, sunulan hizmet veya işlem bazında, Katkı payı ödenmesine ara verilmesi halinde, belirli ödeme araçlarının yaratacağı ek masraflarının doğrudan katılımcı tarafından üstlenilmesi gibi hallerde emeklilik şirketi tarafından katılımcının bireysel emeklilik hesaplarındaki fon adetlerinden indirilmesi suretiyle yapılabilmektedir . Tabi emeklilik şirketinin bunu yapabilmesi için bu konunun sözleşmede açık olarak yazılmış olması gerekiyor. Malum Emeklilik şirketleri bu işi para kazanmak için yapıyorlar çalıştırdıkları o kadar adamla ve acentelerle maaş, prim ve komisyon gibi parasal ilişkileri var, dolayısıyla yatırdığınız her yüz liranı 8 lirasını kesmeleri kabul edilebilir. Ancak bu ürünü alan tüketicilerin kaçı ödedikleri her 100 liranın 8 lirasının şirketin cebine gittiğini biliyor önemli olan bu. Bireysel Emeklilik Masraf Kesintisi 3 : Fon işletim Gideri Kesintisi, Emeklilik şirketi tarafından kesilir. Bu ücretin içerisinde söz konusu fonu yöneten portföy yönetim şirketinin ücreti dahildir. Yasal bir masraftır ve Fon varlıkları üzerinden günlük azami yüzbinde 10 olarak kesilir. Bu da aşağı yukarı yıllık %3,7’ye denk gelen bir orandır. Evet tüketici olarak BES’e başvurmadan önce bilmeniz gereken konulardan belki de en önemlisi sisteme yatırıdığınız paralardan ne gibi kesintiler yapıldığıdır. Aksi taktirde zaman içersinde bu kesintileri farkettiğinizde aldatılmışlık hissine kapılabilirsiniz. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - ![]() Dün Milliyet'te “Uzun Vadeli Yatırım Düşünenler İçin Konut İdeal” başlıklı makalesini gördüğümüzde, her ne kadar bizim görüşlerimizle çelişki işareti verse de, gerçekten yatırımcıları aydınlatmaya yönelik olacağını düşündüğümüz makaleyi incelemeye karar verdik.Makale “Finansal enstrümanların yanısıra konuta yatırım yapmak da ideal bir seçenek olarak görülüyor” gibi bir umut verici başlıkla ilerleyip, daha sonra ülkemizin önde gelen inşaat firmalarının yönetim kurulu başkanları ve üyelerinin konuyla ilgili olarak yaptıkları açıklamalarla devam edince, söz konusu haberin gazetede çıkacak ilanlara karşılık barter amacıyla yayınlandığını düşündürdü. Öncelikle makalede olumlu bulduğumuz kısımları yorumlarımızla birlikte sizlerle paylaşmak istiyoruz : “Krizde dip yapan emlak fiyatları hâlâ bu kayıplarını telafi edebilmiş değil.” Bu doğru bir yorum. Eğer yakın çevrenizde 2007 – 2008 (ilk çeyreğine kadar) yılları arasında gayrimenkul fiyatlarının sürekli artış gösterdiği ve mortgage kredilerinde piyasa kapmak amacıyla bankaların gözü kapalı rekabet içerisinde kredi verdiği dönemde ev alanlar varsa, neden bahsettiğimizi anlıyorsunuzdur. Bu dönemde konut alanların konutlarının değerleri yüzde 30 ila 40 arasında geriledi. Geçen süre zarfında bu kişiler yüksek maliyetlerle konut almış oldular ve o maliyeti yakalamaları için uzun vadeleri beklemeleri gerekecek gibi gözüküyor. Bu kişilerin tek avantajları, geçen süre zarfında gerileyen mortgage kredisi faiz oranları nedeniyle altına girdikleri borcun maliyetlerini azaltma imkanına sahip olmaları oldu. Devam etmeden önce ilgili başlıkta geçen “uzun vade” ile neyin kastedildiğinin altını bir kez daha çizmek gerekir. Okulda bize bir takvim yılından az sürelere kısa vade, bir takvim yılından uzun sürelere ise uzun vade olduğu öğretilmişti. Orta vade tanımı bu ikisinin arasında bir yerlerde bulunur ve üzerinde konuşulan faaliyet alanına göre farklılık gösterir. “Ancak parası olanın, emlakta seçici olması gereken bir dönem. İyi hesap kitap yapmak gerekiyor. Satın alınan gayrimenkul ne kadar sürede kendini karşılar? Arsa ve inşaat maliyet toplamı, gayrimenkulü ne için aldığınız gibi soruların cevabını daha baştan belirlemeniz gerekiyor.” Söz konusu makalede belki de katıldığımız son bölüm. İçinde bulunduğumuz dönem gerçekten mortgage finansmanı ile konut almak için uygun bir dönem olduğuna dair sinyaller veriyor. Yukarıda bahsettiğimiz şekilde konut fiyatlarında gerileme söz konusu ve konut kredisi faizleri, merkez bankası faiz indirimlerinin de etkisi ile tarihi seviyelere gerilemiş durumda. Tüm bunların üzerine bir de mevduat getirilerinin ne seviyelere gerilediğini düşünürseniz “ev almak için bundan güzel fırsat olmaz” yargısına hemen varabilirsiniz. Ancak mortgage finansmanı ile ev alacakların nihai kararı verirken dikkate almaları gereken başka kriterler de var :Şu anki hane gelirinin gelecekteki 6 ila 12 ay arasında sekteye uğramadan devam etme olasılığı nedir ? Geleceğe yönelik gelirlerin devamlılığı hakkında şüpheleri olan kişilerin önünde, işsiz geçirebilecek dönemi de tahmin ederek işsizlik sigortası yaptırma seçeneği bulunuyor. Ama işsiz kalma riskini Garanti Emeklilik poliçeleri ile teminat altına almayı düşünüyorsanız “Garanti Emeklilik Kredi Kartı Ödeme Güvencesine Başvurmadan Önce” isimli makalemizi okumanızı tavsiye ediyoruz. Konut alma kararını hangi ihtiyacı karşılamak için düşünüyorsunuz? İnsanın temel ihtiyaçlarından barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla düşünülüyorsa işsizlik teminatı veren poliçelerden tazminat alabilmek için gerekli şartları öğrenmek gerekiyor. Geleceğe yönelik gelirlerinizi işsizlik sigortası tazminatı ödenmesi için gerekli asgari şartlarını karşılayacak düzeyde görmüyorsanız veya sigorta yaptırmak istemiyorsanız o zaman bu konudaki olasılıklar netleşene kadar beklemek daha doğru karar olabilir. Konut alım kararı temel ihtiyaçlardan barınma ihtiyacını karşılamak için mi yoksa alternatif getiri sağlamak için mi planlanıyor? Barınma ihtiyacı için konut alımı planlanıyorsa o zaman zaten haberde röportaj veren büyük inşaat şirketlerinin yönetim kurulu başkanları veya üyelerinin önerdiği gibi potansiyel taşıyan tamamlanmamış projelere değil, tamamlanmış projelere yönelmek daha doğru olacaktır, zira içinde bulunduğumuz ekonomik ortamda tamamlanmamış inşaat projeleri oldukça yüksek risk taşıyor. Amaç uzun alternatif getiri sağlamak ise birikimleriniz için kendi risk algınıza uygun bir şekilde yatırım danışmanlarından da destek alarak döviz, altın, tahvil, bono gibi menkul kıymetlerin bulunduğu bir sepet oluşturmanız kısa vadede size daha farklı avantajlar sağlıyacaktır. Bu şekilde sepette bulunan yatırım araçlarında ortalamanın üzerinde getiri sağlarsanız oluşan kazançları ayrı ayrı realize etmenize imkanınız olacaktır. Saygıdeğer inşaat firmalarının yönetim kurulu başkanları ve üyelerinin bahsettiği uzun vadeli fırsatları değerlendirmeyi düşünüyorsanız, bu projelerin sahip olduğu risklere de ortak olacağınızı bilmeniz gerekir. Zira bu potansiyel getirilerden bahseden firmaların sizlere projelerin gerçek riskleri konusunda doğru söyleyip söylemediklerini firmalar halka açık şirketler olmadıkça bilmenize imkan yok. Öte yandan kriz ortamları gerçekten fırsatlar yaratır. Gerileyen gayrimenkul fiyatları da konut sahibi olmak konusunda yeterli birikim ve iş güvencesi olan tüketicilere yaşayabileceklerine inandıkları semtlerde buldukları konutlara sahip olma konusunda fırsatlar çıkartabiliyor. Ancak son olarak bir kez daha belirtelim, fırsat yakalayacağım diyerek panik içinde karşınıza fırsat diye çıkarılan yanlış projelere dahil olmak veya konutlara sahip olmak mağduriyetinize sebep olabilir. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - “Uzun Vadeli Yatırım Düşünen Konut Alsın” Diyenlere İnanmalı mı ? Akfen Holding, 2010 yılının ilk şirket tahvili ihracını gerçekleştiriyor. Yılda iki kere değişken kupon ödemeli olan tahvilin vadesi 2 yıl olacak. Buna göre kupon ödeme tarihleri 3/9/2010, 4/3/2011, 2/9/2011 ve son ödeme tarihi anapara ile birlikte 2/3/2012 olacak.Tahvil, mevcut gösterge tahvil olan 16/11/2011 vadeli iskontolu devlet tahvilini baz alacak. Yıllık ek getiri oranı ise minimum %2,5; maximum %3,0 olacak. 3-4-5 Mart tarihlerinde talep toplanacak olan tahvilin yıllık bileşik faizi 8 Mart Pazartesi günü netleşecek. Tahvilin yıllık bileşik faizinin, minimum %2,5 ek getiri varsayımı ile bugünkü faiz oranları baz alındığında %11,50 seviyelerinde oluşması bekleniyor.(bkz. Tahvil ve hisse senedinin farkları) İş Yatırım tarafından halka arz edilecek tahvilin toplam büyüklüğü 100 milyon TL ve bu arzın %50’si yurtiçi bireysel yatırımcılara, %50’si ise kurumsal yatırımcılara tahsisli gerçekleştirilecek.Halka arza katılım göstermek isteyen yatırımcılar İş Yatırım, İş Bankası Şubeleri ve İş Bankası’nın internet bankacılığı ve çağrı merkezleri aracılığı ile talepte bulunabilecekler. Minimum talep miktarı 1000 TL ve üzerine 10 TL ile katları şeklinde olacak. Ödeme şekilleri nakden ödeme, kıymet blokesi (DİBS, Likit fon) veya döviz blokesi (TCMB tarafından konvertible kabul edilenler) yöntemi ile yapılabilecek. Dağıtım her tahsisat grubu için oransal dağıtım yöntemi ile yapılacak. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Akfen Holding Tahvil Halka Arzı Yarın Başlıyor Eğer şu sıralar kredi kartı başvurusu yapmayı düşünüyorsanız, ING Bank'ın ING Bonus Card için düzenlemiş olduğu Avans Bonus kampanyası ilginizi çekebilir. Kampanya kapsamında 1 Mart - 30 Nisan arasında yapacağınız ING Bonus Card başvurunuzun onaylanması halinde, kartınıza ödemesini 3 ay sonra vade farksız olarak yapmak üzere 2000 TL avans bonus yükleniyor.Yeni ING Bonus kartınız kampanya kapsamında avans bonus yüklenmiş olarak geliyor. Yüklenecek avans bonus miktarı kart limitiminize göre aşağıdaki şekilde belirlenmiş: 500-749 TL limit aralığı : 100 TL Avans Bonus 750-1.499 TL limit aralığı : 250 TL Avans Bonus 1.500-1.999 TL limit aralığı : 500 TL Avans Bonus 2.000-2.999 TL limit aralığı : 750 TL Avans Bonus 3.000-3.999 TL limit aralığı : 1.000 TL Avans Bonus 4.000-4.999 TL limit aralığı : 1.500 TL Avans Bonus 5.000 ve üzeri TL limit aralığı : 2.000 TL Avans Bonus Yukarıda da belirtmiş olduğumuz gibi, kampanya sadece yeni kart başvuruları için geçerli. Yani daha önceden bir ING Bonus kartınız varsa kampanyadan yararlanamıyorsunuz. Ayrıca ek kart başvuruları da kampanya dışında tutuluyor ancak dilerseniz ek kartınızla asıl kartınıza yüklenen avans bonusları kullanabiliyorsunuz. Kampanya süresinde bonus kullanmanız halinde, öncelikle biriktirdiğiniz ve kazandığınız bonuslar harcanıyor. Kazandığınız bonuslar bittiğinde avans bonusları kullanmaya başlıyorsunuz. Kartınıza yüklenmiş olan bonusların hepsini harcamamanız halinde yüklenmiş olan bonuslar başvuru tarihinize göre belirlenmiş olan bir tarihte geri alınıyor. Başvurunuzu Mart ayında yapmanız halinde avans bonusunuz 25 Haziran tarihinde, başvurunuzu Nisan ayında yapmanız halinde ise avans bonusunuz 25 Temmuz tarihinde geri alınıyor.Kartınıza yüklenmiş olan avans puanları sıfır faizli kredi gibi düşünebilirsiniz. Ancak ker kredide olduğu gibi bu bonusları zamanı geldiğinde bankaya geri ödemeniz gerekiyor. Başvurunuzu Mart ayında yapmanız halinde, 25 Haziran’a kadar kullanılacağınız avans bonuslarınız Temmuz ayında ödenecek şekilde; başvurunuzu Nisan ayında yapmanız halinde ise, 25 Temmuz’a kadar kullandığınız avans bonuslarınız Ağustos ayında ödenecek şekilde ekstrenize harcama olarak yansıtılıyor. Sıfır faiz dedik ama belirtmekte fayda var, normal kredi kartı harcamalarında olduğu gibi, eksterinize yansılıtan avans bonus borcunu geri ödemede gecikme yaşarsanız, kredi faizlerinin çok üzerindeki kredi kartı faizlerine katlanmak durumundasınız. Türkiye'deki yabancı bankaların ülkemizde faaliyetlerine devam edip etmemeleri konusunu sorguladıkları bir dönemdeyiz. Kampanya, ING Bank CEO'su Hakan Eminsoy'un görevinden ayrılmasından sonra görsel medyada yer alan ilk ING Bonus kampanyası olarak dikkat çekiyor. ING Bank da ülkemizde kalacağı yönünde karar verip, kredi kartı pazar payı konusunda nihayet harekete geçmiş gibi gözüküyor. Aslında Avans Bonus kampanyası kredi kartı kullanan tüketiciler arasında "Sözünüze Bonus" olarak bilinen kampanyanın yeni kredi kartı başvurusunu arttırmaya yönelik revize edilmiş hali. Daha önce Fortis World Card lansmanının ardından ortaya çıkan Fortis World Sözünüze Fırsat Puan ve TEB'den İlk Ekstreyi Ödeyen Bonus Card kampanyasından daha yaratıcı veya avantajlı olduğunu düşünmesek de, bu kampanyadan da fayda sağlayacak tüketiciler çıkacaktır. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - ING Bank 2000 TL Avans Bonus Kampanyasına Başvurmadan Önce... Hafta başında sizlerle yatırım kategorisi altında tahvil tanımını paylaşmıştık. Yatırımcılar arasında bilinilirliği daha fazla olan hisse senedinin, tavhil ile kıyaslamasının da faydalı olacağını düşündük. Bu yazımızda hisse senedi ve tahvilin hukuksal ve ekonomik açıdan farklarına yer verdik.Tahviller ve hisse senetlerinin hukuksal açıdan farkları : 1. Tahvil bir borç senedidir. Hisse senedi ise, bir mülkiyet senedidir. 2. Tahvil sahibi, tahvil çıkaran kuruluşun uzun vadeli alacaklısıdır. Hisse senedi sahibi, hisse senedini çıkaran kuruluşun ortağıdır. 3. Tahvil sahibinin bir şirkete sağladığı sermaye yabancı sermayedir. Hisse senedi sahibi, şirkete belli bir oranda sahiptir. Kullandırdığı sermaye özsermayedir. 4. Tahvil sahibi, şirketin aktifi üzerindeki alacağından başka hiçbir hakka sahip değildir.Şirketin yönetimine katılamaz. Buna karşılık, şirketin brüt kârından, önce tahvil sahiplerine faiz ödenir. Bundan sonra, bilanço kâr gösterirse, hisse senetlerine temettü ödenir. Tahvil sahipleri alacaklarını aldıktan sonra, şirketin mal varlığı üzerinde hiçbir hak iddia edemezler. Hisse senedi satın alarak şirketin ortağı olan hak sahipleri, kendilerine tanınan tüm ortaklık haklarından yararlanabilirler. 5. Tahvilde kesin bir vade vardır, bu vade sonunda tahvil sahibi ile şirket arasındaki hukuki ilişki sona erer. Hisse senedinde vade olmadığı gibi, hisse senedi sahibi ile şirket arasındaki ilişki ebedidir, sadece hisse senedinin sahibi değişebilir. 6. Tahvilin getirisi belli ve sabittir. (Değişken faizli tahvillerde faiz oranları ancak iktisadi şartlar değiştiğinde mevzuat değişikliği ile değişebilir.) Hisse senedinin getirisi, hisse senedi değerinde meydana gelen artış ve şirketin dağıtacağı kar payıdır. Ancak senet sahibinin hangi yıl ne kadar gelir elde edeceği, hatta gelir elde edip edemeyeceği belli değildir. 7. Tahviller, mevzuatta itibari değerinin altında bir değerle (iskontolu olarak) ihraç edilebilir. Hisse senetleri, itibari değerin altında bir fiyatla satılamazlar. 8. Tahviller, şirketler dışında devlet ve belediyeler gibi tüzel kişiliğe sahip kamu kuruluşları tarafından da çıkarılabilir. Birer katılma payını ifade eden hisse senetleri anonim şirketler tarafından ihraç edilebilirler. (Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler de hisse senedi çıkarabilmekte ancak bunlar halka arz yoluyla satılamamaktadır.)9. Tahviller, bir itfa planı dahilinde itfa edilir. Hisse senetlerinde prensip itibariyle itfa söz konusu değildir. Ancak isteğe bağlı olarak, hisse senetlerinin bir bölümü itfa edilebilir ki, bunun anlamı sermaye azaltımıdır. Hisse senetlerinin tamamen itfası ise, şirketin tasfiyesi demektir. Tahviller ve hisse senetlerinin ekonomik açıdan farkları Tahvil ile hisse senedi arasındaki en önemli ekonomik fark risk konusudur. Tahvil sahibi tahvil ihraç eden şirketin kâr-zarar riskine katılmaz. Tahvil sahibi için risk, ancak şirketin tahvil anapara ve faizlerini ödeyemeyecek duruma gelmesi halinde söz konusudur. Bu durumda da, hisse senedine karşı avantajlıdır. Tahvil bir borç senedi olduğuna göre, borcun anapara ve faizleri gereğinde yargı yollarına başvurmak suretiyle tahsil edilebilir. Şirketin iflası veya tasfiyesi halinde de, tasfiyeden öncelikle borçlar ödeneceği için, tahvil sahipleri hisse senedi sahibinden önce alacaklarını alır. Hisse senedi sahipleri ise, ancak şirketin mal varlığından bütün borçlar ödendikten ve tasfiye masrafları çıktıktan sonra, kalanı, hisseleri oranında paylaşırlar. Yalnız, tahvil alacaklıları icra, iflas ve tasfiyede yeterince korunmuş değillerdir. TTK, tahvili kıymetli evrak saydığı halde, İcra İflas Kanunu tahvili bono, çek ve poliçe gibi mütalaa etmemiş, öncelik bakımından adi borç senedi gibi ticari senetlerin gerisinde bırakmıştır. Türkiye'de Kurul’ca kayda alınan, satışı yapılacak sermaye piyasası araçlarının ih1raç değerinin binde üçü tutarında bir ücret Kurul nezdindeki bir “özel hesaba yatırılmaktadır. Bu kapsamda tahvil ihraçları için de bu ücret yatırılmaktadır. Özel hesap Sermaye Piyasası Kurulu'nun giderlerini karşılamak amacıyla kurulmuştur. Batı ülkelerinde ise, kamu otoritesi tarafından oluşturulan fonlara/hesaplara, her tahvil ihracı dolayısıyla ihraç eden şirketlerce belli bir oranda prim yatırılmakta, tahvil ihraç eden bir şirket tahvillerinin anapara veya faizlerini ödeyemediği takdirde, tahvil sahiplerinin alacakları tamamen veya belli bir oranda bu sigorta fonundan ödenmektedir. Hisse senedi sahipleri ise tamamen risk altındadır. Bu risklerden biri temettü alıp almama riskidir. Hisse senedi yatırımı tahvillere nazaran daha riskli bir yatırım konusudur. Tahvil ve hisse senetlerinin önemli bir ekonomik farkı da, tahvillerin sabit gelirli, hisse senetlerinin de değişken gelirli olmasıdır. Tahvillerde faiz oranlarını devlet tayin eder. Faiz oranlarının enflasyonun altında tutulduğu çok görülmüştür. Bu durumda tahvilin gerçek geliri sıfır olabileceği gibi, 1978-1980 yılları arasındaki dönemde görüldüğü gibi negatif hale de gelebilir. Kaynak : TSPAKB Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Hisse Senedi ve Tahvil Arasındaki Farklar Yatırım görüşlerimiz konusunda iddialı olduğumuzu söyleyemeyiz ama iddiasız olmamız bu konudaki görüşlerimizi paylaşmamıza mani olmuyor. Geçtiğimiz aylarda altın hakkında paylaştığımız yorumlarımızın belli bir kesimin ilgisini çektiğini biliyoruz. Altın fiyatlarında kar realizasyonu yapılması gereken nokta olan 1,200 USD / Ons seviyesinde realizasyon yapmadık çünkü kazanma hırsımız beklentilerimizi yukarı taşıyarak objektif bakmamıza engel oldu.Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi karışıklık içerisinde dolar bu kısa sürede sağladığı getiri ile alternatif yatırım aracı olarak ışıldamaya başladı. Doların 1.55’e çıkıp 1.547 civarında bulunmasının tek açıklaması siyasi karışıklık. Zira parite açısında dolar lehine bir gelişme söz konusu değil. Toplum olarak kısa bir hafızamız olduğunu anlatan güzel bir laf vardır : “hafıza-i beşer nisyan ile malüldür”, yani “unutkanlık insan halidir”. O yüzden hatırlatmakta fayda var : Aşağıda görebileceğiniz gibi son bir senede doların geldiği en yüksek seviyelere ulaşılmış değil. Dolayısıyla şu aşamada sıradan vatandaş için pozisyon almak riskli olabilir. Zira hükümet her an “tamamdır biz IMF ile anlaştık” deyip doları yine zaptı rap altına alıp sıradan vatandaşı ofsayta düşürebilir. Öte yandan dolar borcu olan sıradan vatandaşlar borçlarının tutarına bağlı olarak için aylık gelirlerinin yüzde 30’unu aşmayacak bir pozisyon açmayı düşünebilirler ama bu sadece dolardaki sıçrama nedeniyle içi içini yiyen yatırımcıların kafaları rahat etsin diye önerilmiş bir hareket olarak kabul edilmelidir. ![]() Unutmamak gerekir ki içinde bulunduğumuz ortam, deneyimli yatırımcılara daha az deneyimli yatırımcılardan para kazanmak için önemli fırsatlar sağlayacak bir ortam. Bu kişiler ortamın heyecanına kapılarak paralarını kaptıracak daha deneyimsiz yatırımcıları bekliyor olabilirler. Türk ekonomisine bakıldığında dolar hep sıçramalar yapar, o dönemde doğru maliyette pozisyonu olanlar karlarını realize ederlerse güzel getiri sağlarlar. Ama uzun vadede TL getirisi doların hep üzerinde olur. Şu anda dolarda yaşanabilecek büyük artış için potansiyel var diyebilmek için FED’in faiz oranlarını arttırması veya Avrupa Birliği'nde Yunanistan’ın yanına bir kaç ülkenin daha katılacağının sinyalinin alınıyor olması gerektiğini düşünüyoruz. Öte yandan biz yatırım danışmanlığı hizmeti vermiyoruz. Biz gelişmeleri elimizdeki sınırlı veriler ile nasıl gördüğümüzü paylaşıyoruz. Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; sadece aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulabilir. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunan bizlerin kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Dolayısıyla siz siz olun, bilgi çağında üzerinize yağan enformasyon ile heyecana kapılarak pozisyon açmayın. Zira yatırım kararlarınızın günahı da sevabı da sadece size ait olacaktır. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Doların Yükselişi Sürecek mi? Milliyet'te bugün yayınlanan habere göre bireysel emeklilik üyelerinin üçte birinin vergi avantajını kullandığı ortaya çıkınca, daha çok kişinin bu avantajdan yararlanmasıyla sisteme ilginin artacağını düşünen şirketler harekete geçti.Hazine ve emeklilik şirketlerinin oluşturduğu komisyonun yaptığı çalışmaya göre, bireysel emeklilik üyelerinin vergi avantajı için ayrı bir hesap oluşturulacak. Bu ikinci hesapta vergi avantajından gelen paralar değerlendirilecek. Yeni uygulama, Maliye Bakanlığı’na sunuldu. Sektörde "doğrudan vergi teşviği" olarak adlandırılan sistemle ilgili Maliye’nin görüşü bekleniyor. Mevcut uygulamada kişiler, bireysel emeklilik sistemine yaptıkları ödemelerin makbuzlarını çalıştıkları kuruma veriyor ve bunlar gelir vergisinden düşülüyor. Örneğin, yüzde 25’lik gelir vergisi diliminde bulunan bir kişinin her ay 100 lira ödediği düşünüldüğünde, bu kişi 25 liralık vergi avantajından yararlanıyor. Hesaba geçen bu para bordrolarda görünmüyor, maaşa karışıyor.Hazine ile emeklilik şirketlerinin yaptığı çalışmaya göre, bireysel emeklilik hesabının yanı sıra, bu vergi avantajı için de bir hesap açılacak. Vergi avantajı da kişilerin hesaplarında ayrıca birikecek. Ancak, vergi avantajı için biriken parayı hak etmek için sistemde 5 yıl kalma şartı aranacak. Böylece, kişilerin sistemde daha uzun kalmasının sağlanması hedefleniyor. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Bireysel Emeklilikteki Vergi Avantajı İçin Ayrı Bir Hesap Açılacak Kredi kartları ülkemizde kullanımı en yüksek tüketici finansmanı ürünlerinin başında geliyor. Bugünkü çıkan haberler arasında bankaların kredi kartından 9 post çıkardığına dair yazıyı okuduğumuzda güzel bir konuya eksik olarak ve farklı bir amaçla değinildiğini düşündük. Haberde özellikle yıllık kart ücreti yüzünden gündemden düşmeyen kredi kartlarının bankalara ne gibi faydalar sağladığından bahsedilmiş. Yorumlarımıza geçmeden önce gelin öncelikle bu 9 maddeye göz atalım :# Bankalar, kredi kartı ile yapılan satışlardan, satış tutarı üzerinden komisyon alıyor. # Kredi kartı kullanıcılarından, aidat, komisyon, işletim ücreti, üyelik ücreti gibi adlar altında gelir elde ediyor. # Çapraz satış yöntemiyle, bireysel bankacılık ürünlerinin pazarlanması sağlanıyor. # Kart sahiplerinin ve kartı kabul eden iş yerlerinin hesaplarını kendi bankasına çekiyor. # Ödenmeyen kredi kartı borçları üzerinden faiz geliri elde ediliyor. # Banka, üzerinde logosunu taşıyan kredi kartları aracılığı ile bedava reklamını yapıyor. # Türkiye’ye gelen konukların bankaların POS terminali aracılığı ile yaptıkları alışverişlerden döviz geliri elde ediliyor. # Müşteri portföyünün genişlemesi sağlanıyor. # Kart müşterisinin sayısı, bankanın değerini arttırıyor. Bu nedenle, bankalar kartın iptal edilmesini istemiyor. Sıralanan maddelerin hepsi doğru. Ancak bu bilgilerin tüketicileri bilgilendirme amaçlı olarak verildiği konusunda şüphelerimiz var. Tüketicinin bunları öğrenerek bilinçlenmesi elbette önemli. Ama sanki bu haberi yapmaktaki amaç şu sıralar bankacılık ürünleri arasında daha yoğun olarak tepki ve ilgi çeken kredi kartlarını kullanarak gündem yaratmak. Bankaları tüketici lehine bir çerçeve içinde faaliyet gösterecek şekilde regüle etmezseniz, elbette finansal hizmetler ile ilgili her hizmetten 9 post çıkarmaya çalışırlar. Bizce asıl üzerinde durulması gereken konu bu. Özellikle Amerika ve İngiltere gibi kredi kartı hizmetlerinin gelişmiş olduğu ülkelerde regülasyonun daha gevşek olması nedeniyle bu ülkelerdeki bankalar artık kredi kartınızı cüzdanızdan çıkarttığınız için bile ücret yansıtmaya çalışıyorlar. Ülkemizde kredi kartı piyasasında kıyasıya rekabetin hala devam etmesi nedeniyle şu anda bu ücretlerin bir çoğu uygulanmıyor. Geçtiğimiz aylarda bankaların kredi kartı ödemelerin PTT şubeleri aracılığı ile yapan kart sahiplerine ödeme ücreti yansıttığı haberimizi hatırlarsınız. Özellikle şube sayısı açısından ülke genelinde yaygınlaşmamış bankaların bu tür bir ücretlendirmeye gitmesi bize ilginç gelmişti. Bir de bankanıza EFT ile yaptığınız ödemenin ücretlendiğini düşünün. Bu da mümkün, çünkü EFT sistemi ile gönderdiğiniz parayı kredi kartına almanın da bir operasyonel maliyeti var ve bankaların bunu yansıtmak konusunda sözleşmesel olarak bir engeli yok. Veya kullanmadığınz kredi kartı için kart ücreti ödemek konusunda şikayet ederken, bir anda ekstrenizde aktivasyon ücreti görürseniz ne yaparsınız? Bankaların işi bu paradan para kazanmak. Bunun için kafa patlatıp mesai harcarlar, teknolojik yatırım yaparlar. Bu sebeple kendi ürünlerini kanunların kendilerine tanımladığı alan içerisinde kolayca kullanılmasını hedeflerler. Kanunların tanımlamadığı alanlarda ise kanun koyucular bir önlem almadığı sürece Visa ve Mastercard gibi dünya çapında büyük ödeme sistemlerinin deneyimlerinden yola çıkarak fayda sağlarlar.Malesef bu durum sadece kredi kartların özel bir durum değil. Her türlü bankacılık / finansman ürününe bilinçsizce yaklaşıp kullanmaya kalktığınızda bankaların sizden nasıl ek gelir sağladıklarını daha net görebilirsiniz. Bu yüzden tüketici finansmanı ürünlerinde tercih yaparken bilinçli ve doğru bilgiler ile yola çıkmak çok önemli. Çünkü her kullandığınız tüketici finansmanı ürününde gelecekteki gelirinizi öne sürüyor olursunuz. Bilinçli tercih yapmadığınızda gelecekte elinize daha az para geçecektir. Ancak tüketicinin bilinçli olmasının yanısıra, kanun yapıcı otoritenin de BDDK aracılığı ile ülkemizde kullanılan bankacılık ürünleriyle ilgili dünyada yapılmış yasal düzenlemeleri inceleyerek ülkemize uyarlaması gerekiyor. Dünya üzerinde daha önce yapılmış tüketici aleyhine yanlışlardan ders almak ve aynı hataları şahsen yaşamayı beklememek en kritik nokta. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Bankaların Kredi Kartından Sağladığı Faydalar Üzerine... ![]() İçinde bulunduğumuz mevduat faizlerinin gerilediği dönemi düşünerek, alternatif getiri araçları hakkında bilgi sahibi olmak isteyen okuyucularımıza yardım edeceğini düşündüğümüz bilgileri buradan paylaşmak istiyoruz. 2010 yılında tahvil / bono piyasalarının yatırımcılar için öneminin daha fazla artabileceğini düşünüyoruz. Dolayısyla bu alanda daha açıklayıcı bilgileri sizlerle paylaşıyor olacağız. Bugünse istediğimiz yatırım aracı olan tahvili sizlere kısaca tanıtmak istiyoruz.Devlet'in veya anonim şirketlerin ödünç para bulmak için itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senetlerine tahvil denir. Yani kendine kaynak bulmak isteyen Devlet veya anonim şirket, gelecekte elde edecekleri gelirlerini teminat gösterek borç senedi çıkartırlar. Devlet tarafından çıkartılan tahvillere Devlet Tahvili denir ve vadeleri en az 1 yıl olur. Bankalar, tüketici finansmanı şirketleri ve anonim ortaklıklar tarafından çıkartılan tahvillere ise Özel Sektör Tahvilleri denir. Bu kurumlar tahvilleri geleceğe yönelik gelirlerini teminat göstererek en az 2 yıl ve daha uzun vadeyle, ödünç para bulmak amacıyla çıkartırlar. Tahvil sahibinin (hamili) bir şirkete kullandırdığı sermaye yabancı sermayedir. Tahvil hamili, tahvili çıkaran kuruluşun uzun vadeli alacaklısıdır. Tahvil sahipleri tahvili çıkaran şirketin aktifi üzerinde alacağından başka hiçbir hakka sahip değildir.Yani şirketin yönetimine katılamaz. Buna karşılık şirketin brüt karından öncelikle tahvil sahiplerinin faizleri ödenir. Tahvil sahipleri alacaklarını aldıktan sonra şirketin malvarlığı üzerinde hiçbir hak iddia edemezler. Tahvil hamili ile şirket arasındaki hukuki ilişki vade sonunda sona erer. Tahvil hamili tahvili çıkaran şirketin kar-zarar riskine katılmaz. Şirket zarar etse de günü gelince belli miktardaki anapara ve faizlerini alır.Öteyandan tahvil yatırımcısı için riskler yok değildir. Tahvil ihraç eden şirketin tahvil anapara ve faizlerini ödemeyecek duruma gelmesi bir risktir. Dolayısıyla hangi şirketin tahvillerine yatırım yapılacağı konusu kritik önem taşır. Bir başka risk ise ikincil piyasada işlem gören tahvillerin piyasa faiz oranlarındaki dalgalanmalara bağlı olarak fiyatlarının artması ya da azalmasıdır. Tahvillerin öne çıkan özelliklerini tekrar sıralamamız gerekirse; # Tahvil bir borç senedidir. # Tahvil sahibi, tahvil çıkaran kuruluşun uzun vadeli alacaklısıdır. # Tahvil sahibinin bir şirkete sağladığı sermaye yabancı sermayedir # Tahvil sahibi, şirketin aktifi üzerindeki alacağından başka hiçbir hakka sahip değildir.Şirketin yönetimine katılamaz. Buna karşılık, şirketin brüt kârından, önce tahvil sahiplerine faiz ödenir. Bundan sonra, bilanço kâr gösterirse, hisse senetlerine temettü ödenir. Tahvil sahipleri alacaklarını aldıktan sonra, şirketin mal varlığı üzerinde hiçbir hak iddia edemezler. # Tahvilde kesin bir vade vardır, bu vade sonunda tahvil sahibi ile şirket arasındaki hukuki ilişki sona erer. # Tahvilin getirisi belli ve sabittir. (Değişken faizli tahviller de vardır. Bu tahvillerde faiz oranları ancak ekonomik şartlar değiştiğinde mevzuat değişikliği ile değişebilir.) # Tahviller, mevzuatta itibari değerinin altında bir değerle (iskontolu olarak) ihraç edilebilir. # Tahviller, şirketler dışında devlet ve belediyeler gibi tüzel kişiliğe sahip kamu kuruluşları tarafından da çıkarılabilir. # Tahviller, bir itfa planı dahilinde itfa edilir. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası bünyesindeki Tahvil ve Bono Piyasası 17 Haziran 1991 tarihinde, sabit getirili menkul kıymet işlemlerinin şeffaf ve rekabete açık bir ortamda işlem görmelerini sağlayarak bu menkul kıymetlerin likiditesini artırmak, enformasyon akışını hızlandırmak amacıyla faaliyete başlamıştır. Yani Tahvil Bono alım satım işlemleri söz konusu piyasa için belirlenmiş kurallar çervesinde gerçekleştirilir. Yazımıza başlarken anlatmaya çalıştığımız gibi, tahviller hakkında eksiksiz bir bilgiyi burada tek bir yazı ile aktarmamız mümkün değil. Bu yüzden bu yazımızda konuyla ilgilenen ve merak eden yatırımcılara yardımcı olacağını düşündüğümüz temel bilgileri paylaşmak istedik. İlerki günlerde bu konuyla ilgili okurlarımıza yardımcı olabilecek ek bilgileri de paylaşıyor olacağız. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Tahvil Nedir ? Tahvil Tanımı ![]() Menkul kıymetler; seri halinde çıkarılan, belli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte, ortaklık veya alacaklılık sağlayan, ibareleri aynı olan ve şartları Kurul’ca belirlenen kıymetli evraktır.Yukarıdaki tanıma göre menkul kıymetin unsurları aşağıdaki şekilde sıralanabilir: - Menkul kıymetlerin tanımında en önemli unsur kıymetli evrak olmalarıdır. Kıymetli evrak niteliğindeki bir belgenin temsil ettiği hak belgeden ayrı olarak kullanılamayacağı ve devredilemeyeceği gibi, hakkı elde tutarak belgeyi devretmek de mümkün değildir. Bu hak ancak senet ibraz edilerek kullanılır ve senet devredilerek devredilir. - Standart ve yuvarlak meblağlı, mislî nitelikte, belli şekil şartlarını haiz kıymetlerdir.- Çok sayıda ihraç edilip, halka arz edilen kitle senetleridir. Bono, poliçe gibi tek bir ticari ilişki için düzenlenmezler. - Az veya çok devamlılık arz eder, alacak ya da ortaklık haklarını temsil ederler. - Periyodik (dönemsel) gelir sağlarlar. - Her birinin bir itibari (nominal-üzerinde yazılı) değeri, bir de piyasada arz ve talebin oluşturduğu piyasa değeri vardır. Tahviller, ihraç eden tüzel kişi tarafından vade sonunda nominal değer üzerinden ödendikleri için piyasa değerleri genellikle nominal değerin fazla altında veya üstünde oluşmaz. - Menkul kıymetler nama (registered) ve hamiline (bearer) yazılı olabilirler. Hamiline yazılı kıymetler para gibidir, kimin elinde ise onun malı sayılır, sadece teslimle sahip değiştirir. Nama yazılı kıymetlerde ise ciro hanesi vardır, buraya ciro işlemi kaydedilir. - Yatırım amacı ile kullanılır. Kaynak : TSPAKB Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Menkul Kıymetler Nedir ? Menkul Kıymetler Tanımı Finansbank küçük ve orta boy işletmeler, esnaf ve serbest meslek sahiplerine özel olarak çıkarttığı, çek ve senet yerine geçecek olan şirket harcamalarında vade yapılmasını sağlayacak ürünü CardFinans VadeKart'ı duyurdu.CardFinans VadeKart ticari işletmelere özel olarak çıkartılmış bir kredi kartı. Finansbank bu ürüne kazandırdığı özelliklerle, ticari işletmeler için çek ve senede anternatif olabilecek bir ürün ortaya çıkarmaya çalışmış : CardFinans VadeKart ile; * Başta mal alımı olmak üzere tüm şirket harcamalarınızı kendi tercihinize göre çek-senet zorluklarına katlanmadan vadelendirebiliyor, * Tedarikçinin sizi tanımasına veya aranızda ticari bir geçmişiniz olmasına gerek kalmadan peşin fiyat üzerinden anlaşıp vadelendirme yapabiliyor, * Ekstrenizi bir sonraki aya öteleyebiliyor, * Mal alımlarınızı tedarikçinizin taksitli satış imkanından bağımsız olarak taksitlendirebiliyorsunuz. CardFinans VadeKart ile ek kartlar için harcama limiti dışında Yetki Profilleri de belirlenerek, ek kart ile yapılabilecek işlemlerin de sınırlandırılabilmesi mümkün. Bu şekilde, ek kart verdiğiniz kişiler de kendi kartları ile harcama yapabiliyor, bu harcalamaları vadelendirebiliyor veya sonradan taksit yapabiliyor ama Ekstre Öteleme gibi yönetimsel karar almanız gereken özellikleri kullanamıyorlar.Tüm bu özellikler dışında Vadekart Finansbank kredi kartı özellikleri de taşıyor. CardFinans VadeKart ile yaptığınız işlemlerde ParaPuan kazanabiliyor, birikmiş ParaPuanlarınızla Finansbank üye işyerlerinde bedava alışveriş yapabiliyor veya bedava uçak bileti alabiliyorsunuz. Otomatik fatura ödeme talimatı ve asist hizmetleri de sunulan özellikler arasında. Gelelim tüm bu özellikleri kullanabilmek için katlanmanız gereken maliyetlere... VadeKart için hazırlanan sayfada faizlerin ve kart ücretinin yer aldığı bölüm yok veya biz bulamadık. Ancak Finansbank Plastik Kartlar ve ADK Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Elçin Yanık'ın yaptığı açıklamaya göre yıllık kart ücreti 90 lira olarak, ekstre ertelemede faiz oranı yüzde 3,99 olarak belirlenmiş. Bu yılın mayıs ayına kadar başvuranlardan yıllık kart ücreti alınmayacakmış. VadeKart'ın harcama vadelendirme özelliğinde uygulanacak faiz ve ücretleri öğrenmek için önce buraya tıklayarak açılan sayfanın en altındaki faiz ve ücretler bağlantısına tıklayın. Harcama taksitlendirme özelliğinde uygulanacak faiz ve ücretleri öğrenmek için ise önce buraya tıklayarak açılan sayfanın en altındaki faiz ve ücretler bağlantısına tıklayın. CardFinans VadeKart başvuruları, yalnızca firma sahipleri veya ortakları tarafından yapılabiliyor. VadeKart'a internet üzerinden başvurabiliyorsunuz. Ancak başvurunuzu yapmadan önce daha detaylı bilgi almak bir Finansbank şubesine uğramanıza veya CardFinans VadeKart internet sayfasını ziyaret etmenizi öneriyoruz. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Finansbank Cardfinans VadeKart Başvurusu Yapmadan Önce... Fortis Bank Türkiye, "Gerçek Kredi" ismiyle yeni bir kredi kampanyası başlattı. Bireysel ve KOBİ müşterilerinin hedeflendiği kampanyada yüzde 0 faizli, 60 aya kadar vadeli, Ferdi Kaza Sigortası hediyeli ihtiyaç kredisi isteyen herkese yılda 2 aya kadar taksit erteleme imkanı veren TaksitSTOP özelliği ile birlikte sunuluyor. Gerçek kredi kampanyasından bireysel müşteriler, KOBİ müşterileri ve esnaf yararlanabiliyor."Daha önce Sıfır Faizli Kredi Diye Birşey Var mı?" başlıklı yazımızda değindiğimiz gibi, kredi faizinin yüzde sıfır olması hiçbir ek masraf ödemeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Kullanılan kredi tutarı ve vadeye göre değişmek suretiyle anaparaya ek olarak belirli bir tutarda komisyon ücreti ödemeniz gerekiyor. Fortis'in web sitesinde bu kampanya için hazırlanmış sayfada 5000 TL tutarındaki kredinin detayları şu şekilde verilmiş : Kredi Tutarı: 5.000 TL Kredi Vadesi: 12 AY Aylık Faiz Oranı: %0 Alınacak Komisyon: 381,90 TL Aylık Maliyet Oranı: %1,24 Yıllık Maliyet Oranı: %14,93 Aylık Taksit Tutarı: 416,97 TL Yukarıdaki tabloya göre Fortis Gerçek Kredi kapsamında 12 ay vadeyle 5000 TL tutarında ihtiyaç kredisi kullanmanız durumunda bankaya kredi tutarına ek olarak 381,90 TL komisyon ödemeniz gerekiyor.Sıfır faizli kredi diye bir kampanya duyduğunuzda bilmeniz gereken en önemli şey bankaların bu işi hayır için değil, para kazanmak için yaptıkları olmalı. Yani kendi kaynaklarını size faiz olmadan kullandırıp eşit taksitler ile geri ödemenizi istemeyeceklerdir. Bunun yerine bu örnekte olduğu gibi 5000 lira için başvurmanızı sağlarlar ve bunun faizini komisyon başlığı altında keserek (381.90 TL) 4619 TL kredi verirler. Siz de buna karşılık bankaya 416.97 TL tutarındaki kredi taksidini 12 ay boyunca ödeyerek toplamda 5003.64 TL geri ödemiş olursunuz. Sıfır faizli bir krediye başvuracaksanız, bunu bilerek başvurmanız önemlidir. İhtiyaç kredisi veren diğer bankalardan bazılarının web sitesinde verilen hesaplama araçlarını kullanarak, bugün geçerli ihtiyaç kredisi kampanyalarında belirlenen farklı faiz oranlarıyla 12 ay vade ile 5000 TL kredi için ödenmesini gereken taksit tutarlarını hesapladık. Aylık taksit tutarı TEB'de aylık yüzde 1.09 faiz oranıyla 451.39 TL, Akbank'ta aylık yüzde 1.59 oranıyla 467.83 TL, Garanti Bankası'nda ise yine aylık yüzde 1.59 faiz oranıyla 467,83 TL olarak çıkıyor. Bu tutarlara ayrıca komisyon da ekleniyor. İhtiyaç kredisi sunan diğer bankalara ödenmesi gereken tutarlara baktığımızda günümüz koşullarında Fortis'in sadece ek komisyon masrafı olan sıfır faizli kredi paketi oldukça cazip gözüküyor. Ancak bu avantajın sadece 12 vadeli komisyon seçeneğinde geçerli olabileceğini de hatırlatalım. Kampanya kapsamındaki özel komisyon tutarı, aylık ve yıllık maliyet oranları kredi tutarı ve vadeye göre değiştiğinden daha yüksek vadelerde ödenmesi gereken komisyon tutarları çok yüksek olabilir. Başvurunun sadece şubelerden yapılabildiği kampanyaya başvurmadan önce bu konuda ayrıntılı bilgi almayı unutmayın. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Fortis Sıfır Faizli Gerçek Kredi`ye Başvurmadan Önce... NTVMSNBC'de dün yayınlanan habere göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin, bankaların kamuoyunda tartışılan bazı uygulamalarla sağladığı gelirler konusunda vatandaşları uyardı. Bilgin, tepkilere yol açan kredi kartı yıllık aidatı konusuna da değindi. Bilgin, yeni kredi kartı alacak tüketicilere kart sözleşmesine "yıllık aidat ödemeyeceğim" notu düşmelerini önerdi."Türk bankacılık sistemi 2009 yıl sonu genel değerlendirmesi" konulu basın toplantısında konuşan Bilgin şunları söyledi: "Bazı dengesiz komisyon geliri, ücret geliri gibi dengesiz gelirleri biz de mantıklı bulmuyoruz. Tüketicilere kullanmadıkları karta ücret alınmasını, yıllık aidat alınmasını mantıklı bulmuyoruz. Bir banka 10 lira para gönderme ücreti alırken diğeri 50 lira alıyorsa bunu da mantıklı bulmuyoruz. Bizim tüketicilere en büyük önerimiz, böyle yapan bankalar varsa bunlarla çalışmamaları yönündedir. Memnun değillerse o bankalarla çalışmasınlar." Bilgin, kurum olarak bu konularda bazı tedbirler aldıklarını söyledi. Ancak özellikle ikili sözleşmeye dayanan işlemler borçlar hukuku kapsamına girdiği için çok fazla müdahele edemediklerini vurguladı. Bilgin, bu kapsama giren kredi kartları konusunda yıllık aidatlar için tüketicilere yeni bir öneri getirdi: "Yeni kredi kartı alırken, müşteriler bankadan sözleşmeyi alırken üzerine 'yıllık aidat ödemeyeceğim' diye not düşsünler. Eğer banka bunu kabul ediyorsa kredi kartınızı verecektir ve bundan sonra aidat ödemeyeceksiniz. Sözleşmede bu hükmün özellikle olarak yer alması tüketicilerimizin, kart kullanıcılarımızın bundan sonraki şikayetlerini önleyecektir."Tüketici Finansmanı Rehberi olarak kredi kartı yıllık aidatıyle ilgili olarak pek çok yazı yayınladık. Sözleşmede yer aldığı sürece kredi kartı yıllık ücretinin yasal olduğunu belirttik ve hangi durumlarda yıllık kart ücretini geri alabileceğinize dair fikirlerlerimizi paylaştık. Kredi kartı yıllık ücreti banka ile tüketici arasında yer alan bir sözleşmeden kaynaklanmakta. Bu konuyla ilgili tüketicinin lehine çıkan kararlara bakıldığında tüm bu olumlu neticelerin ya banka ile yapılan sözleşmede bu konuyla ilgili bir madde olmamasından, ya da yapılan sözleşmenin şeklen (sözleşme maddelerinin yer aldığı metinlerin puntolarının büyüklüğünün veya farkedilebilirliğinin) uygun olmamasından kaynaklandığını görüyoruz. Bu nedenle daha önceki sizlerle paylaştığımız bir yazımızda BDDK başkanı Bilgin’in de altını çizdiği gibi kart ücreti, ilgili bir madde uygun büyüklükte ve belirginlikte sözleşmede yer alıyorsa ve taraflar konuyla ilgili sözleşmeye herhangi bir şerh koymadan imzaladılarsa, sözleşme serbestisi altında yasal kabul edilen uygulamadır. Kredi kartı sözleşmeleri eski olan tüketiciler sözleşmelerini yenilemedilerse, ücrete geriye dönük itiraz edip alabilme ihtimalleri bulunuyor. Bu konuyla ilgili olarak takip edilmesi gereken süreçler konusunda tüketici koruma dernekleri destek veriyorlar. Yeni kredi kartı başvurusunda bulunurken BDDK başkanı tarafından önerilen şekilde sözleşmeye şerh konması da tüketicilerden kart ücreti alınmasına engel olacak bir önlem sayılabilir, ancak kaç banka böyle bir şerh koymuş kart başvurusunu onaylar o konuda pek emin olamıyoruz. Sonuçta olay bankanın kart ücreti ödemek istemeyen bir müşteriye ne kadar ihtiyacı olduğuna ve kart başvurusunda bulunan tüketicinin ne kadar kredi kartına ihtiyacı olduğuna bakar. Bu durumda sözleşme aşamasında banka veya başvuru sahibinden eli güçlü olan karşı tarafa şartlarını kabul ettirebilecek gibi gözüküyor. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - BDDK: Sözleşmeye “Yıllık Kart Aidatı Ödemeyeceğim” Yazın Anadolu Ajansı'nın haberine göre, motorlu taşıtlar vergisi ve trafik para cezalarının İdarenin internet sayfasından kredi kartıyla ödenmesi uygulamasını başlatan Gelir İdaresi Başkanlığı, emlak vergisi ve harçlarda da kartlı tahsilata geçmeyi planlıyor.Kredi Kartı İle Vergi Tahsilatı Projesi çerçevesinde, bankalarla projenin kapsamının genişletilmesi konusunda görüşmeler yapılıyor. Çalışmalarda, özellikle küçük tutarlı vergilerin kartla ödenmesi öngörülüyor. Kredi kartıyla vergi tahsilatı çalışmalarının iki ayağı bulunuyor. Çalışmaların biri Başbakanlık, diğeri Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde yürütülüyor. Başbakanlık bünyesindeki çalışmalarda emlak vergilerinin kredi kartıyla ödenmesi üzerinde duruluyor. Bunun için E-Devlet kapsamında yeni bir sistem oluşturulması düşünülüyor. Çalışmalara göre, bu yapıya dahil olacak belediyelerin emlak vergisi bilgileri de sisteme yüklenecek. Bu sisteme girecek olan vatandaşlar, ödemeleri gereken emlak vergisi tutarını görebilecek ve kredi kartıyla vergisini yatırabilecek.Gelir İdaresi Başkanlığı da, harçların kredi kartıyla ödenmesine dönük bir çalışma yapıyor. Ancak kartlı harç tahsilatının ciddi bir altyapı gerektirdiğine de dikkat çekiliyor. Harçların kredi kartıyla ödenebilmesi için tahakkuk rakamının görülmesi gerektiğini belirten bir yetkili, konuyla ilgili olarak şu bilgileri verdi: "Harçlar, çok değişik yerlerde ödeniyor. Tapuda, pasaport alırken Emniyet'te, dava açılırken mahkemede... Tapudaki bilgilerin, Gelir İdaresi Başkanlığını sistemine de doğrudan aktarılması planlanıyor. Bu yapıldığında tapu ayağına ilişkin altyapı da kurulmuş olacak. Aynı şekilde Gelir İdaresinin Bilgi İşlem Merkezi'nin Emniyet'e entegre olma durumu var. Bununla da Emniyet ayağı kurulur. Eğer bu kurumlara entegre olursak, bu bilgiler çok daha hızlı ve sağlıklı şekilde Gelir İdaresi Bilgi İşlem Merkezi'ne aktarılır, tahakkuk bilgileri de hemen görülebilir. Bizim amacımız, kredi kartıyla vergi tahsilatını yaygınlaştırmak. Bunu da emlak vergisi ve harçlar gibi yaygın ve küçük tutarlı vergilerden başlatmak. Belki ilk aşamada, vatandaşın beyanına itibar edilir. Bu şekilde kartla tahsilat gerçekleştirilir. Sonraki aşamada elektronik altyapı ile çok daha sağlıklı bir tahsilat sistemi kurulur. Bunların hepsini tartışıyoruz. Bankalarla da görüşüyoruz." Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Kredi Kartı İle Emlak Vergisi ve Harçlar Ödenebilecek 2010 beklentileriyle ilgili yazımızda mortgage kredileri ile ilgili yorumlarımızı paylaşmamıştık. Bunun nedeni bu tip kredilere olan talebi etkileyen çok fazla sektör ve ekonomik gösterge olması. Konuyla ilgili detaylı çalışmalarımız devam ederken, iki adet mortgage kredisi veren kurumu ilgilendirdiğinden bugün iletilen bir basın bültendeki haberi kendi yorumlarımızla sizlerle paylaşmaya karar verdik.Türkiye'nin ilk konut finansmanı şirketi DD Mortgage mevcut mortgage kredisi portföyünün 36 milyon TL tutarında bir kısmını Yapı Kredi'ye devretti. 4 Şubat 2010 tarihinde imzalanan anlaşma kapsamında DD Mortgage tarafından devredilen mortgage müşterileri mevcut kredi koşullarında herhangi bir değişiklik olmaksızın Yapı Kredi’den hizmet alabilecekler. DD Mortgage, konut kredilerinin büyük umutlar verdiği bir dönemin sonlarında sektör açısından fikir olarak güzel (mortgage kredilerinde uzmanlaşmış tüketici finansmanı şirketi), ancak zamanlama açısından talihsiz bir yapılanma olarak dikkatimizi çekiyor. DD Mortgage ile ilgili olarak şirket yetkililerinden aldığımız bilgilerden yola çıkarak yayınladığımız yazımızda da belirttiğimiz gibi, şirket az sayıda şubeyle etkin bir direkt satış ekibi ve alternatif dağıtım kanallarını kullanarak müşterilerine ulaşmayı hedefliyordu. Başlangıçta öncelikli olarak üst gelir grubunda müşterilere ulaşmayı hedefleyen DD Mortgage'ın faaliyete geçmesinin hemen ardından, patlayan kriz nedeniyle gayrimenkul ve dolayısıyla da mortgage sektörü oldukça sıkıntılı döneme girdi. DD Mortgage sık öde az öde olarak isimlendirilen geri ödeme frekansını iki haftada bire indirmek suretiyle yüzde 20’ye varan bir avantaj sağlayan ürünleriyle sektöre yeni bir bakış açısı getirdi ve krizin başlangıcından bu yana devam eden duraklamaya bu şekilde bir çözüm buldu.Basında dönemsel olarak karşımıza çıkan gayrimenkul sektörünün üç vakte kadar patlama yapacağına dair kehanetlere rağmen gayrimenkule olan talep hala arzu edilen ivmeye ulaşmadı. 2009 yılında genel olarak kredi portföylerinde takip oranlarında bir artış olduğunu aşağı yukarı herkes biliyor. 2010 yılında artış zayıflasa bile sorunlu kredilerin portföy içindeki paylarının krizden önceki yıllara göre yüksek seyretmesi bekleniyor. Ülkemizde ve dünyada krizin sona erdiğine dair net bir mesaj alınamaması nedeniyle tüketicilerin mortgage gibi uzun seneler sürecek taahhütler gerektiren borçlara girmek konusunda çekingen davranması da, konut kredisi alanında faaliyet gösteren şirketleri sıkıntıya sokan faktörlerden bir tanesi. Basın açıklamasında da belirtildiği gibi portföy devri gelişmiş piyasalarda karşılaşılan bir uygulama. Normal şartlarda işleyen mortgage altyapısında bankalar dışında konut kredisi vermeye yetkili konut finansmanı kuruluşları portföylerini ipotek finansmanı kuruluşlarına devreder. Konut finansmanı kuruluşları da bu portföyleri menkul kıymetleştirerek, tahvil olarak sermaye piyasasına sunar ve hem kendisi para kazanır, hem de portföyünü devraldığı konut finansmanı kuruluşuna kaynak yaratmış olur. Ancak ülkemizde mortgage kredileri ile ilgili ikincil bir piyasa oluşmuş değil. Ülkemizde bankaların bile kaynak yaratmak için tahvil veya bono çıkarmak yerine sendikasyon kredilerini kullanmayı tercih ettiklerini düşünürsek, henüz böyle bir piyasanın oluşmamış olmasına şaşırmamak lazım. 2010 yılı içerisinde birkaç bankanın kaynak yaratmak için bu tür tahvil ve bono halka arzlarına başvuracağına dair bazı duyumlar almamıza rağmen, konuyla ilgili detaylı bilgi vermek için söz konusu kurumlardan yapılacak resmi açıklamaları beklemek daha doğru olacaktır. Mortgage kredisi veren küçük organizasyonlar sınırlı sermaye yapıları nedeniyle menkul kıymetleştirme için gerekli olan portföy hacmine ulaşmayı beklemeden kredi portföylerini devrederek yeni kaynak sağlamış oluyorlar. Sağladıkları kaynakları süratli bir şekilde yeniden sağlıklı kredi portföyüne döndürerek, aynı başladıkları sermayeyi tekrar kredi olarak kullanmak için vade sonlarını beklemeden sürümden kazanmış oluyorlar. Bu uygulama, ticarette sık sık karşılaşılan elindeki vadeli çekini kırdırmış esnaf gibi portföy kırdırmak sayılabilir. Ancak menkul kıymetleştirme amacıyla devrolan portföylerin tahsilatları çoğunlukla krediyi veren kurum tarafından yapılırken, basın bülteninde bahsi geçen devir neticesinde DD Mortgage müşterilerinin artık Yapı Kredi'den hizmet almaya başlayacak olması, bu uygulama sanki faaliyetlerine son verecek bir kurumun tercih edeceği gibi bir yöntem gözüküyor. Tabii bu tamamen spekülatif bir bakış açısı. DD Mortgage pazarlama satışa ağırlık verecek küçük bir kadro ile yoluna devam etmeyi tercih ettiği için portföyü tamamen devretmeyi seçerek operasyon maliyetlerinden tasarruf etmeyi hedeflemiş de olabilir. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, ülkemizde konut kredilerinin gelişiminde önemli bir gereklilik olan menkul kıymetleştirme için şartlar henüz oluşmuş değil. Ortada bir tane bile "gelin portföyünüzü bize verin menkul kıymetleştirilim" diyen ipotek finansmanı kuruluşu yok. Bu nedenle DD Mortgage bu portföy devri ile faaliyetlerine devam etmesine imkan verecek gerekli finansmanı menkul kıymetleştirme yapmadan sağlamış olacak. Yapı Kredi de bu devir ile kendi pazar payı açısından büyümüş oluyor. Yani karlılıktan fedakarlık etmek suretiyle iki kurum da kendi açılarından bu devir ile bir fayda sağlamış oluyor. Basın bülteninde bu devrin tüketicilerin lehine bir çok avantajlar getireceğine dair açıklama da var. Tüketici Finansmanı Rehberi olarak bu açıklama ile ilgili olarak çekimser bir görüşe sahibiz. Türkiye'de finansal kurumlar arasında gerçekleşen portföy devirlerinde müşteri mağduriyetine rastlanmayan bir vaka yok gibi. Mortgage kredilerinde tutarların genelde yüksek olması nedeniyle, burada devrolan müşteri sayısının diğer tüketici finansmanı ürünlerine kıyasla düşük olması mağduriyet yaşanmaması açısından umut veriyor. Söz konusu devrin neler getireceğine dair kehanetlerde bulunmadan, bizi düşündüren olası gelişmeleri bu yazımızda paylaşmak istedik. DD mortgage ile Yapı Kredi arasındaki bu anlaşmanın zaman içinde müşterileri nasıl etkilediğini buradan sizlerle paylaşıyor olacağız. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - DD Mortgage`tan Yapı Kredi`ye 36 Milyon TL Tutarında Portföy Devri Yapı Kredi bankası Visa Europe ile işbirliğine giderek tek kullanımlık şifre üreten kredi kartı "Visa World Pin Kart" isimli ürün için çalışmalara başladı.Arka yüzünde 10 rakamdan oluşan bir klavye ve küçük bir LED ekran bulunan, 3 yıl süresince şifre tasarlayacak kadar pil ömrüne sahip Visa World Pin Kart, tüketicilerin pin kodunu ekrana girmesiyle ek bir cihaza gerek kalmadan tek kullanımlık şifre üretebilme özelliğine sahip olacak. Kartın tanıtıldığı basın toplantısında konuşan Visa Europe Türkiye Ülke Direktörü Nur Öztin Kurak, pilot çalışmaların başladığını ve "CodeSure" adı verilen bu teknolojinin dünyada ilk defa Visa tarafından bir kartın içine entegre edildiğini söyledi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) yönetmeliğiyle 1 Ocak 2010 itibarıyla yasal zorunluluk olan internet bankacılığında tek kullanımlık şifre kullanımı zorunlu hale gelmişti. Pilot uygulamasına nisan ayında başlanacak Visa World Pin Kart, öncelikle internet bankacılığı işlemlerinde kullanılacak. Kartın daha sonra telefon bankacılığı ve alışverişlerde kullanımını da planlanıyor.Üzerinde 3 yıl boyunca şifre tasarlayacak kadar uzun kullanımlı pili bulunan kartın kart fiyatı tanıtımla birlikte duyurulacak. Kartı talep eden müşteriler bu hizmet için ek bedel ödeyecek. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Yapı Kredi, Visa World Pin Kart ile Tek Kullanımlık Şifre Üretecek Dün 2010 yılıyla ilgili beklentilerimizde tüketici finansmanı şirketleriyle ilgili fikirlerimizi paylaşmıştık. Bu görüşlerin ardından merak ettik ve bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin öne çıkanlarını biraz incelemek istedik.Finansbank Tüketici Finansman Şirketi kuruluş iznini aldı ama hala faaliyet iznini almış değil. İşlerin bu kadar uzaması çalışanlar için de motivasyon konusunda sorunlara yol açabilir. TEB Cetelem ise faaliyetlerini oldukça yavaşlatmış, var ile yok arasında bir yerdeler. Web siteleri bir seneyi aşkın bir zamandır yapım aşamasında. Sitede tek yer alan bilgi taşınmış olduklarına dair. Eskiden az da olsa gerçekleştirdikleri kampanyalar hakkında elimize bilgi geçerdi ama şu anda Türkiye'de TEB ile Fortis'in birleşmesinden kaynaklanan faktörler ile beraber faaliyetlerini minimuma indirmiş durumdalar. Koç Tüketici Finansman Şirketi ise mortgage kredileri, Koç Üniversitesi öğrencilerine eğitim kredisi, yine Koç grubu tarafından üretilen veya pazarlanan otomobilker, motosikletler, ısıtma, soğutma, beyaz eşya kredileri ile kendisine faaliyet izni verilen tüm alanlarda sektörün varlık gösteren tek firması olarak dikkat çekiyor. Aranızda Koç grubu olmasaydı ne yaparlardı şeklinde düşünenler vardır, ama Koç Finans'ın kuruluş amacı buydu ve kredi verdiği markaları incelediğinizde grubun dışındaki markalara da kredi sağladıklarını kolayca görebilirsiniz.VolksWagen Doğuş Tüketici Finansman Şirketi ise DOD (Doğuş Oto Değerleme) ile kurduğu sinerjiyle ikinci el otomotivlerde ve Doğuş otomotiv bayileriyle faaliyetlerini devam ettirmeyi sürdürüyor. Geçim derdine düşen tüketicilerin mümkün olduğu kadar büyük tutarlı ve 12 aydan uzun vadeli finansman gerektiren alışverişlerden kaçınması nedeniyle, yeni yılda tüketici finansmanı şirketlerinin çok büyük ilerleme kaydetmelerini beklemiyoruz. Eğer bir mucize olur da tüketici finansman şirketlerine nakit kredi kullandırma imkanı verilirse durum değişecektir, zira bu şirketlerin hitap ettiği kitlenin öncelikli finansman ihtiyacı nakit kredi yönünde... Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Türkiye`deki Tüketici Finansmanı Şirketlerinde Son Durum Dünkü yazımızda 2009 yılının bir değerlendirmesini yapmıştık. Bugün de 2010'da bizi tüketici finansmanı açısından nasıl bir yılın beklediğine dair yorumlarımızı aktarmak istiyoruz.Dün de belirtmiş olduğumuz gibi 2009 yer yer karşımıza kısa süreli ve cesur hareketler gerektiren fırsatlar çıkardı ancak genelde yıpratıcı bir yıl oldu. Bankalar açısından güzel karlar açıklanmış olsa da, 2010 yılında bu kadar karlı dönemler yaşanmayacağı konuşuluyor. Takipteki krediler konusunda bankalar 2010 yılında da sıkıntı çekecekler gibi gözüküyor. Bu konuda gerekli önlemler ve çalışmalar 2009 yılında tamamlandığı için dramatik artışlar görünmeyecek olsa dahi, oransal olarak büyük azalmalar 2010 yılı için söz konusu olmayacak. Bankalar yüksek enflasyonist ortamda yaşamak gibi yüksek oranlarda takibe düşen kredilerle yaşamayı öğrendiler ve ona göre önlemlerini aldılar bile. Ödeme sistemlerindeki rekabet açısından da agresif bir yıl olacak gibi gözüküyor. Özellikle kart sayısı açısından Garanti Bankası ile Yapı Kredi arasındaki yarışın tüm hızıyla devam edeceğini tahmin ediyoruz. Sektör lideri iki kurt bu alanda tüm becerilerini ve oyunları ortaya koyarak neticelendirmeye kararlı. Bu yoğun rekabet, yeni müşteri kazanımı açısından tüketicinin lehine olacak kampanyalar ile ortaya çıktıkça, izlemesi daha keyifli bir hale gelecek. Örnek vermek gerekirse, Garanti Bankası geçtiğimiz yıl Shop And Miles müşterilerine ek olarak Shop&Miles American Express Card vermişti ve Amex kart ile yapılan alışverişlerde yüzde 15 daha fazla mil puan kazandırmıştı.Ödeme sistemlerinde değişen tüketici davranışları neticesinde kart ile gerçekleştirilen ödeme tutarları küçülmeye başladı. Temassız kartlar gün geçtikçe daha sık tercih edilecek. Köprülerde, otoyollarda, toplu taşıma araçlarında, taksilerde temassız POS kullanımı artacak. Bunun neticesinde toplam alışverişlerde kartlı işlemlerın payında da artış görülecek. Yüksek limitli kartı olan, ancak gelirleri nispeten daha düşük olan tüketiciler küçük tutarlardaki harcamalarının kontrollerini ellerinden kaçırırlarsa, bütçelerini aşarak bankaların daha çok faiz kazanmalarını sağlayacaklar. Geçmiş kredi / kredi kartı performansları neticesinde kara listeye girmeleri nedeniyle kredi kartı başvuruları onaylanmayan tüketiciler ise bankaların da yönlendirmesiyle kartlı alışverişlerde banka kartı ve ön ödemeli kartları kullanmaya başlayacaklar. Tabii bu kartların kullanımı ile kredi kartı kullanımında daha önce karşımıza çıkmayan yeni masraf ve ücretler ile karşılaşacağız. Tüketicilerin banka kartları hakkında kredi kartı kadar olmasa da bilgi birikimi var. Öte yandan ön ödemeli kartlarda bilgi birikimi hiç yok gibi bir şey. Tüketicileri bırakın, banka personeli arasında bile ön ödemeli kartlar hakkında bilgi sahibi kişi sayısı oldukça az. Dolayısıyla 2010'da bu tür kartlarla ilgili müşteri şikayetlerinin artması muhtemel. Bankacıların bize satarken anlattıkları özellikler ile kullanım sırasında karşımıza çıkan özellikler arasında farklılıklar çıkacak. Bu aşamada Tüketici Finansmanı Rehberi olarak biz devreye girerek bilgimiz ve tecrübelerimiz çerçevesinde yaptığımız incelemelerle tüketicilere yardımcı olmaya devam edeceğiz. 2010 yılında konut kredileri ile ilgili beklentiler için ayrı bir yazı yazmamız gerekecek, çünkü buradaki resmi net olarak görebilmek için bankacılık sektörünün yanısıra inşaat sektörü, merkez bankası para politikaları ve yatırım araçlarının getirilerini beraber değerlendirmek gerekecek. Tüketici finansmanı şirketleri açısından baktığımızda 2010 gibi kayıp bir yıl olacak gibi gözüküyor. Çünkü bu şirketlerin finansman imkanı sunduğu ürünler, büyük harcama kalemi olan ürünler. Tüketiciler ise belirsizlik ortamında bu tür harcama kalemlerinden mümkün olduğu kadar kaçınmaya çalışıyorlar. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından bu şirketlerin nakit kredi vermelerinin önü de kesilince, yapacak fazla bir şeyleri kalmadı. Leasing'lerde KDV avantajının ortadan kaldırıldığı o talihsiz yılbaşının ardından Leasing şirketleri için güzel günler bir türlü gelmek bilmedi. Daha çok KOBİ'lere hizmet veren Leasing şirketleri, bu kriz sırasında en büyük darbeyi KOBİ'lerin yemiş olmasından dolayı, batıklarını kontrol altına almaya çalışmakla uğraştılar. Pazarlama ekipleri yoğun olarak tahsilat ve kaybolan makineleri bulmaya yönelik çalışırken, vakit buldukça satış yaptılar. Bu şartlar altında Leasing'de beklentiler çok yüksek değil maalesef. Sigorta sektörü bundan uzun yıllar önce yapmayı vadettiği patlamayı yapacak noktaya anca gelebildi. Bireysel Emeklilik Sistemi sürekli olarak büyümeye devam ediyor. Sektöre satın almalar ile girmeyi planlayan şirketlerin ardından gerçekten güzel ürünler ile karşılaşacağımıza inanıyoruz. Daha önce sizlerle buradan paylaştığımız uygulamalarla Garanti Emeklilik her ne kadar sektöre ve kendi ayağına sıkmaya çalışıyor gibi görünse de etikliği tartışılacak uygulamalarının tüketici derneklerinin ve sendikaların da dikkatini çekmeye başlaması ile uygulamalarına çeki düzen vermek zorunda kalacağına inanıyoruz. Tek dileğimiz bu uygulamalardan doğan hasarların telafi edilmesi zor bir noktaya ulaşmaması. Emeklilik dışı sigortalar, emeklilik kadar olmasa da büyümeye devam ediyor. Faizlerin durumu hakkında 2010’un son çeyreğine kadar bir değişiklik olmayacağı yönünde genel bir görüş hakim. Yani faiz oranlarının hem ülkemiz adına, hem de dünya üzerinde daha fazla gerilemesi beklenmiyor ancak bir artış da söz konusu olmayacak gibi. Biz, gelişmiş ülkeler kadar devam edebilir miyiz ona emin olamıyoruz. Özellikle IMF ile görüşmelerin bir türlü neticelenmemiş olması, faiz rüzgarları tersine dönerse ne kadar dayanabileceğimiz konusunda şüpheye düşmemize sebep oluyor. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Tüketici Finansmanı Rehberi 2010 Beklentileri Bir şekilde 2009 yılını geride bıraktık. Artık önümüze, yani 2010 yılına bakıyoruz. Yeni yılla ilgili hem özel hem sektörel beklentilerimiz var. Özel beklentilerimiz ile sizleri sıkmak istemiyoruz, bu nedenle Tüketici Finansmanı Rehberi olarak sizlere yarın sektör beklentilerimizden kısaca bahsedeceğiz. Ancak öncelikle 2009 ile ilgili bir değerlendirme yapmaya karar verdik.2009 yılı tüm dünya bankaları açısından oldukça zorlu geçen bir yılken, Türk bankacılığı açısından bakıldığında bankaların tüm olumsuz şartlara rağmen güzel sayılabilecek karları açıkladıkları bir dönem olarak karşımıza çıkıyor. Türk bankacılık sektörünün tüm dünya genelindeki bankacılık sektöründen ayrılmasında iki önemli sebebin öne çıktığını görüyoruz. Bu sebeplerden ilki, Türkiye'nin yeni bin yılın başında yaşadığı 2001 krizi ve krizin külleri arasından bankacılık sektörüne doğan regülatif otorite Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'dur (BDDK). BDDK tarafından bankalara getirilen sermaye yeterlilik gibi ölçülebilir faaliyet kriterleri sayesinde, bankaların finansal yapıları kırılganlıktan uzaklaştı. Bu regülasyon bankaların biraz hantallaşmasına sebep olsa da, yapılarını kuvvetlendirmesi açısından önemli bir gereklilikti ve şu anda Türkiye'de batmış bankaların bulunmamasının ardında yatan tek gerçek olarak bu konuşuluyor. Bir ikinci neden ise Türkiye'de faaliyet gösteren bankaların hazine işlemlerinin FX ile sınırlı kalması ve bankaların içinde mortgage kağıtlarından üretilmiş 1’e 34'e varan kaldıraçlı türev ürünlerine girmekte geç kalmış olmaları. Geç kalmayıp söz konusu türev ürünlerde yoğun olarak işlem yapmış olsalardı; şu anda Türk bankacılık sektörünün ne kadar güçlü bir altyapısı olduğu hakkında değil de, ülkemizdeki bazı bankalarının riskli hazine işlemleri nedeniyle nasıl battığından konuşuyor olurduk. 2009 kriz yılı olunca ve kapanan işyerleri, duraklama hatta gerileme dönemine giren sektörler nedeniyle tüketiciler işsiz kalınca, bankaların sorunlu alacaklarında büyük sıçramalar yaşandı.2009 yılının ikinci çeyreği itibari ile hükümet tarafından gündeme getirilen sicil affı ve sorunlu kredi kartı ve kredi borçlarının yapılandırılması ile ilgili yasa tasarıları sayesinde, bankalar bu alacaklarının önemli bir kısmını tahsilat imkanına kavuştu. Söz konusu tahsilat arzu edilen faiz oranları açısından olmasa da, tahsilat oranları açısından bankaların işine yaradı. Söz konusu tahsilat uygulamalarından faydalanmak isteyen tüketiciler için ise net olarak bir gelişme olduğunu söylemek maalesef mümkün değil. Sicil affından yararlanmak isteyen ve takipteki borçlarını Temmuz 2009'a kadar tamamlayan tüketicilerin Merkez Bankası nezdindeki kayıtları silindi. Ancak bankaların kredi başvurularında öncelikli olarak referans kabul ettikleri KKB'de yer alan kayıtların sicil affı kapsamına alınmaması nedeniyle, bu tüketicilerin bankalar ile yeniden bir kredi ilişkisi kurabilmeleri birkaç istisna hariç mümkün olmadı. Yazılarımızda yeniden yapılandırma kanunu olarak bahsettiğimiz düzenleme, 2009'da haklarında idari, yasal veya icra takibi başlatılmış tüketicilere borçlarını eşit taksitler ile uzun vadelere yayarak ödeme imkanı tanınması tüketiciler için olumlu bir gelişme olarak kabul edilebilir. Ancak yapılandırma tamamlayan tüketicilerin rehabile edilerek tekrar finansal sisteme kazandırılması konusunda hiçbir yasal düzenleme yapılmamış olması, bu uygulamaya taraf olan tüketiciler için atlanmış olan en büyük handikaptır. Kamuoyunda populist bir yasal uygulama izlenimi yaratılırken, bankaların tahsilat kapasitesine destek verilmiş olundu. Bir ekonominin sağlıklı bir düzen içinde işlemesi için gerekli olan kriterlerin başında, finansal kurumlar ile gerçek ve tüzel kişilerin kredi ilişkilerinin de devamlılık göstermesi yer alıyor. Yasal düzenlemelerin tamamen bankaların tahsilat imkanlarını arttırmaya konsantre şekilde kanunlaştırılması, beklenen ekonomik gelişmelerin gecikmesine neden olmakta. Bir yandan "alın verin ekonomiye can verin" diyip, diğer yandan geçmişte sorun yaşadığı borcunun geri ödemesini tamamlamış tüketicinin sisteme tekrar dahil olması ile ilgili ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri tamamen göz ardı ederseniz; taşıma su ile değirmen ekonomiyi tekrar döndürmeye çalışmış olursunuz ama çok kötü patlarsınız. Kartlı sistemler açısından bakıldığında ,tüketicilerin alışveriş davranışlarıyla ilgili de değişimler görüldü. Kartlar ile yapılan alışveriş tutarlarında bir gerileme söz konusu oldu. Temassız kartlar gittikçe yaygınlaşmaya başladı, öyle ki temassız kart sayısında Türkiye İngiltere’nin ardından ikinci sıraya oturdu. Geride bıraktığımız yıl, KOBİ'ler açısından yaşanan en kötü yıllardan biri oldu desek abartmış olmayız. Bankaların ticari kredileri geri çağırması yasal açıdan mümkün olduğu için, kredi ile büyümeyi tercih etmiş KOBİ'ler bir anda çok zor durumda kaldı. Bunların arasında finansal yapısı gerçekten sağlam olanlar dışında bir çoğu ortadan kalktı. Ortadan kalkan KOBİ'lerin işimkanları da yok olunca işsizlik aldı başını yürüdü. Artan işsizlik, yukarıda bahsettiğimiz yasal düzenlemelere rağmen bankaların gecikmeli alacaklarıyla ilgili oranlarındaki artışın devam etmesine sebep oluyor. İşsizlik şu anda ülke ekonomisinin önündeki en kritik veri. Türk tüketicisinin alışveriş davranışlarında izlenen değişimin en önemli sebebi iş güvencesi konusunda duydukları endişe. İşsizlik konusunda alınabilecek önlemler ise ülkemizde çok sınırlı. Özel işssizlik sigortalarını bu işsiz kalmanın hasarlarını azaltıcı bir önlem olarak alternatifleriyle beraber sizlerle paylaşmıştık. Geçtiğimiz günlerde bu alanda sundukları ürünlerle öne çıkan Garanti Emeklilik ürünleriyle ilgili olarak bir okurumuzun bizimle paylaştığı sorunu ve konuyla ilgilil okurumuzun yapabilecekleri konusunda aldığımız görüşleri de sizlerle paylaşmıştık. Garanti Emeklilik'in bu etikliği tartışılabilir uygulamaları hem söz konusu kurum, hem de sektör için kötü bir ün oluşmasına sebep oluyor. 2009'da krizle mücadele kapsamında tüm dünya merkez bankaları gibi T.C. Merkez Bankası da faizlerde indirime gitti. Bankalar ise söz konusu indirimleri mevduatlara yansıtırken oldukça çevik ve atik davranırken, kredi faiz oranlarına yansıtırken oldukça ağırdan aldılar. Özellikle Amerika’da faiz oranlarının 0 ila 0.25 arasında seyretmesi nedeniyle buralardan alınan krediler ile Türkiye gibi gelişmekte olan ülke borsalarına giriş yapanlar bu borsaların coşmalarına sebep oldu ve bir önceki yıldaki kayıplarını telafi ettiler. Bu nedenle ülkemizde 2009 yılı için en büyük getiriyi hisse senetleri sağladı. Altın fiyatları da özellikle yılın ikinci çeyreğinden itibaren başladığı hareketi yılın son ayına kadar istikrarla taşıyarak tarihi rekorlara şahit olmamıza sebep oldu. Yılın son günlerindeki gerilemesi biraz hayal kırıklığına sebep olmuş olsa bile, doğru pozisyonda karlarını realize edenler için oldukça akıllıca bir tercih olmuş oldu. Mortgage ve gayrimenkul açısından durgun bir yıl geçti sayılsa da, bankalar tarafından geç de olsa devreye giren kredi faizlerindeki indirimler, özellikle geçmiş yıllarda daha yüksek oranlarla konut kredisi kullanmış tüketicilere refinansman imkanı sağlayarak biraz olsun yüz güldürdü. 2009 yılının, her kriz yılı gibi genelde tüketicileri tedirgin eden ve biraz da yıpratıcı geçen bir yıl olduğu söylenebilir. Bununla beraber sınırlı da olsa bazı fırsatlar sağladığını da inkar edemeyiz. 2010 ve ötesinde ne olur diye merak edenleriniz varsa, o da bir sonraki yazımızın konusu.... Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Tüketici Finansmanı Rehberi 2009 Değerlendirmesi Altın fiyatlarıyla ilgili o kadar yazı yayınladıktan sonra bu haberi es geçmek olmazdı. Altına yatırım yapmak isteyenlere altın fonları, altın mevduatları ve VOB’da işlem gören altın kontratlarını alternatifler olarak sayabiliriz. Koza-İpek Holding medya, enerji ve madencilik alanlarında yeni yatırımlarda kullanmak amacıyla “Siz de Borsadaki Altın Madenine Ortak Olun.” Sloganıyla Koza Altın İşletmeleri A.Ş.’yi halka arz ediyor. Koza Altın hisse senetlerinin de, direkt olmasa da halka arzın ardından altın fiyatlarındaki dalgalanmalara reaksiyon göstereceğini söyleyebiliriz.İş hayatına Koza Matbacılık'la giren Akın İpek'in, o dönemde siyanürlü altın arama yöntemleri nedeniyle gündemde çok sık karşılaştığımız Bergama'daki Koza Altın'ı, 2005 yılı Nart ayında 20 milyon doları peşin olmak üzere 45 milyon dolara Normandy'den satın almıştı. Satın alma işleminden kısa bir süre sonra madenin işletmesine izin çıkmıştı. Konuyla ilgili yapılan açıklamalarda, grubun 8.1 milyon ons altın kaynağı, 1.9 milyon ons ise altın rezervi olduğu açıklanmış. Altın madenciliği açısından bakıldığında rezerv ekonomik anlamda çıkarılabilmesi mümkün olan altın potansiyelini tanımlıyor. Fiyat aralığı ile talep toplama yöntemine göre yapılacak olan Koza Altın halka arzında yurtiçi konsorsiyum liderleri İş Yatırım ve Ak Yatırım; konsorsiyum eş liderleri ise Finans Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Garanti Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş., Oyak Yatırım Menkul Değerler A.Ş.,Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş., Yapı Kredi Yatırım Menkul Değerler A.Ş. olacakTalep toplama 3-4-5 Şubat 2010 tarihlerinde gerçekleşecek. Bilgisi olmayanlar için hatırlatalım, bu tür halka arzlarda talepler genelde son günde yoğunlaşır. Koza Altın Halka Arz Bilgileri Halka Arz Ön Talep Sirküleri 30 Ocak 2010 Tarihli Bugün ve Sabah gazetelerinde yayınlandı. Talep Toplama Tarihi : 3-4-5 Şubat 2010 Halka Arz Fiyat Aralığı : 36,80 – 46,00 TL Mevcut Sermaye : 60.000.000 TL Halka Arz Edilecek Hisse Senetlerinin Nominal Değeri : 18.000.000 TL Halka Açılık Oranı : %30 Ek Satış Hakkı (Nominal) : 2.700.000 TL Ek Satış Sonrası Halka Açılık Oranı : %34.5 Halka Arz Yöntemi : Fiyat Aralığı ile Talep Toplama Koza Altın halka arzına katılmak isteyen okuyucularımız, talepte bulunabilecekleri aracı kurumlar listesini veya Koza Altın halka arzı hakkında daha detaylı bilgiyi hazırlananan web sitesinde bulubilirler. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Koza Altın İşletmeleri A.Ş. Halka Arz Ediliyor Geçmişte yaşadıkları kredi / kredi kartı performansı ile sorunlar nedeniyle bankalar ve kredi veren diğer kurumlarla kredi ilişkisi kurmakta zorluk çeken tüketicilerin sayısı her geçen gün artmaya devam ediyor. Özellikle hakkında idari veya kanuni takip başlatılmış tüketicilerin borçlarını faiz ve masrafları ile geri ödemiş olsalar bile, genellikle yeni kredi başvurlarının genellikle olumsuz sonuçlandığını sitemizde yer alan makale ve yorumları takip eden birçok okurumuz artık biliyor.Günümüzde sayıları gittikçe azalan geçmiş kredi / kredi kartı performansında herhangi bir sorun olmayan tüketicileri bulmak da bankalar için gittikçe zorlaşıyor. Üstelik hemen her banka şubesinin ve şube personelinin bankasına yeni müşteri kazandırma konusunda hesap vermek zorunda oldukları agresif hedefleri var. Genel müdürlük bir yanda şubelerin bulduğu müşterilerin kredi başvurularını reddederken, bir yandan da şubelere yeni müşteri bulmaları konusunda baskı yapmaya devam ediyor. Bu durum bankaların alışılagelmiş müşteri bulma tekniklerinin dışına çıkmasına sebep oluyor. Alışılagelmiş teknikler henüz parekende bankacılığa sıçramış olmasa da, özel bankacılığa sıçramış olduğuna dair haberler karşımıza çıkmaya başladı bile. Sektörle ilgili gelişmeleri takip ettiğimiz sitelerden biri olan Finzoom'da, bankaların başvurduğu bu sıradışı tekniklerinden birinden bahsedildiğini gördük. Haberin dile getiriliş şeklini yeterli bulmayarak, burada biraz daha detaylı bir yorumla sizlerle paylaşmak istedik. Habere göre bazı bankalar, özellikle yüksek gelir segmentinde yer alan ve kredi ilişkisi kurmaya müsait yeni müşterileri portföylerine katmak amacıyla Merkez Bankası ve KKB kayıtlarını kullanmaya başlamışlar. Bunun neticesinde bazı bankalar söz konusu müşterileri, haklarında ilgili veritabanlarında yer alan detayları (mevcut kredi kartı, kredi limitleri kullandıkları diğer bankacılık ürünleri gibi) kullanarak halihazırda çalıştıkları bankalardan aldıkları fiyatlardan çok daha avantajlı fiyatlarla ziyaret edip kendi portföylerine dahil edince, müşterilerini kaybeden bazı bankalar “Crem de La Crem” tabir edilebilen bu müşterilerini kapan rakiplerini Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'na (BDDK) şikayet etmeye başlamışlar. Bu uygulamadan en çok rahatsız olan taraflardan biri hiç şüphesiz ki sektörün regülatif otoritesi BDDK. BDDK yetkilileri bu tip müşteri transferlerinin gizli faiz yarışına sebep olması ve bu durumun yaygınlaşması durumunda sektörde oturtmaya çalıştıkları altyapıyı sarsabileceğini düşündükleri için endişeliler.Daha önceki yazılarımızda üst gelir grubunda olan müşterilere verilen özel bankacılık/servet yönetimi hizmetlerinden bahsetmiştik. Günümüzde birçok banka bu alanda faaliyet göstermek amacıyla organizasyonel değişikliğe gitmiş durumda. Özel bankacılık tanımı bankasına göre değişiyor. Kimi bankalar alt sınır olarak 250 bin TL ve üzerinde bankacılık ürününe sahip olan tüketicilere bu hizmetleri verirken, bazı bankalar da özel bankacılık müşterileri olarak asgari tasarruf tutarı olarak 1 milyon dolara sahip kişileri tercih ediyor. Konuyla ilgili olarak FinansGundem.com'da yer alan bilgiye göre Bankacılık sektör raporlarında, 250 bin TL ve üstünde tasarrufu bulunan kişi sayısı 150 bin civarında olduğu söyleniyor. Bu kişilerin yaklaşık portföy büyüklüğü ise 150 milyar dolar seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Yeri gelmişken geçtiğimiz günlerde sizlere tanıttığımız Fortis Titanium Worldcard'ın da bu grupta yer alan müşterileri hedefleyen bir ürün olduğunun tekrar altını çizmemiz uygun olacaktır. Kriz sırasında tüm dünyada özel bankacılık müşterisi tanımına giren yatırımcıların sayısında yüzde 14'lük bir azalma oldu. Bunun en büyük nedeni yüksek getiri beklentisiyle tanıştırıldıkları kaldıraçlı ürünler yüzünden birikimlerinde uğradıkları büyük kayıplar. Eskiden özel bankacılık tanımına giren birçok KOBİ sahibinin bu kriz nedeniyle sıfırı tükettiğini düşünürsek, Türkiye'de bu sayısal azalma daha yüksek bir yüzdede gerçekleşmiş bile olabilir. Bazı bankaların bu alanda (yani topu topu 150 bin kişi) faaliyet göstermek amacıyla büyük umutlarla transferler yapıp organizasyonlarını değiştirdiklerini ve hatırı sayılır yatırımlar yaptıklarını düşünürseniz, neden böyle etikliği tartışılacak yöntemlere başvurduklarına anlam vermek daha kolay olacaktır. Özellikle söz konusu özel bankacılık alanında hizmet vermeye diğerlerinden daha geç giren bankaların özel bankacılık birimleri, kendilerine verilen pazar payı hedeflerine ulaşabilmek için sıradışı aksiyonlar almaktan hiç kaçınmıyorlar. Rivayete göre bazıları, genel müdürlük iş birimlerinden Merkez Bankası ve KKB veritabanında yer alan bu bilgilerden daha etkili neticeler almalarına yardımcı olacak algoritmaların geliştirilmesi konusunda destek bile alıyorlar. Daha önceleri sigorta sektöründe sigorta şirketleri ve acenteler tarafından ortak kullanılan hasar veritabanının bazı sigorta acentleri tarafından benzer şekilde kullanıldığı ortaya çıkmış, bunun önüne geçilemeyince sorgulama neticelerini maskeleme yoluna gidilmişti. BDDK’nın bu etikliği tartışılabilecek müşteri kazanım stratejilerinin önüne geçecek önlemleri zamanında alamaması durumunda, benzer uygulamaların başta mortgage kredileri olmak üzere (özellikle gayrimenkul sektörünün hareketlenmeye başlamasının ardından) diğer kredi ürünleri ve kredi kartlarına sıçraması için çok beklememiz gerekmeyebilir. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Bankalar Özel Bankacılık Müşterileri Yüzünden Birbirine Düştü İçinde bulunduğumuz dönem itibariyle özel araca sahip tüketiciler için en önemli masraf kalemlerinden birisi de hiç şüphesiz ocak ayı sonuna kadar ödenmesi gereken Motorlu Taşıtlar Vergisi. Aracın tipine, modeline, motor hacmine ve ağırlığına göre değişiklik gösteren bu vergiyi bankalar aracılığı ile ödemek mümkün. Geçtiğimiz yıl Gelir İdaresi İnternet Vergi Dairesi'nden bu vergileri 3D Secure güvenlik sistemini destekleyen kredi kartınız ile ödeyebileceğinizi daha önceki yazılarımızda buradan sizlerle paylaşmıştık.Doğrusunu söylemek gerekirse bayram ve yılbaşı harcamalarının ardından bu tutarlarda bir vergiyi nakit olarak ödemek yerine, kredi kartı ile ödemek birçok tüketiciye cazip gelen bir alternatif. 3D Secure’u destekleyen kredi kartı hizmetleri veren bankalar da, toplam kredi kartı cirosundaki paylarını arttırmak için bu özelliği geliştirerek müşterilerin Motorlu Taşıtlar Vergisi ödemelerine ilave taksit imkanı getirdiler. Bu bankaları ve ödeme seçeneklerini sizler için araştırdık. Denizbank Bonus kredi kartı ile www.gib.gov.tr’den 01 – 31 Ocak tarihleri arasında Motorlu Taşıt Vergisi'ni ödeyenler 2 taksit imkanından faydalanabilecekler. Buradaki önemli detay bu taksit imkanının sadece www.gib.gov.tr üzerinden yapılan işlemler için geçerli olması. TEB Bonus Card ve ile Gelirler İdaresi Başkanlığı internet sitesinden yapılacak olan Motorlu Taşıtlar Vergisi ödemelerine 4 taksit imkanı, ING Bonus Card ile yapılan ödemelere de 2 taksit imkanı veriliyor. Bonus markasının asıl sahibi Garanti Bankası'nın kampanyasından bahsetmemek olmaz. Garanti Bankası da Denizbank ile aynı şartlarda iki taksit imkanı sunuyor. Motorlu Taşıtlar Vergisi'nin 2 taksit ile ödeme imkanı sadece Garanti Bonus ile sınırlı değil. Garanti ödeme sistemleri çatısı altında bulunan Shop&Miles ve Money Card sahipleri de www.gib.gov.tr üzerinden yaptıkları ödemelerde iki taksit imkanına sahip olacaklar. Makalenin konusu ile alakalı gelmeyebilir ama, 31 Temmuz'a kadar Motorlu Taşıt Vergisi'ni Garanti Şubesiz Bankacılık aracılığı ile İnternet Şubesi'nden ödeyen herkes, TomTom One Türkiye haritalı navigasyon cihazında yüzde 25 indirim imkanına sahip oluyor. Ayrıca çekilişle 25 kişiye de hediye verilmesi söz konusu. Malum, şans oyunlarına meraklı bir milletiz, bu alternatifi de değerlendirmek isteyenler olabilir. Garanti'nin kart sayısında sıkı rekabet halinde olduğu Yapı Kredi ve Worldcard’ın konuyla ilgili kampanyasından bahsetmek gerek. 1-31 Ocak tarihleri arasında gelirler.gov.tr adresinden Worldcard ile yapılacak olan MTV ödemelerinde 3 taksit uygulanacak. Tüm Yapı Kredi kredi kartları ve Fortis Worldcard'ların da dahil olduğu bu kampanyada, 3 taksit imkanı 100 TL ve üzeri vergi ödemelerinde geçerli. Kampanyaya katılmak istemeyen kart sahiplerinin, 444 0 444 Yapı Kredi Telefon Bankacılığı'ndan taleplerini ilettikleri takdirde 3 taksit uygulanmıyor, yoksa 3 taksitten kaçış yok. Ayrıca 31 Ocak 2010 tarihine kadar MTV ödemelerini gelirler.gov.tr adresinden Worldcard ile gerçekleştiren kart sahipleri 15 Şubat 2010 tarihine kadar navking.com adresine girerek kampanya bannerından ulaşacakları ortak kampanya sayfasından, vergi ödemesini yaptıkları araç plakasını girerek Navking ROUTE 66 Navigasyon cihazında yüzde 40 indirimden faydalanabilecekler. MTV kampanyaları arasında en az dikkati çeken ise İşbankası Maximum kredi kartına ait. İlave taksit imkanı bulunmuyor. Türkiye İş Bankası, Motorlu Taşıtlar Vergisi'ni isbank.com.tr'den veya İş Bankası kredi kartları ile ödeyen müşterilerine, Zorunlu Trafik Sigortası poliçe prim tutarının yüzde 10'u kadar MaxiPuan hediye ediyor. Akbank da Axess, Wings veya Fish kredi kartıyla Motorlu Taşıtlar Vergisi ödemelerini http://www.gib.gov.tr/ adresinden gerçekleştiren kredi kartı müşterilerine, 3 taksit imkanı sunuyor ve ücretsiz Bosch Service Otomobil Check-Up Fırsatı veriyor. Taksit imkanından yararlanmak istemeyen kart sahiplerinin 444 25 25 Akbank Telefon Şube’sini arayarak, taksit kampanyasından yararlanmak istemediklerini iletmeleri gerekiyor. Özel araç sahiplerinin bu ay içinde Motorlu Taşıtlar Vergisi'nin 1. taksidi olarak 22.5 Lira ile 7 bin 344 Lira arasında tutarlarda ödeme yapması gerektiğini düşünürsek, ilk taksidi 100 TL'nin üstünde tutarlarda olan kart sahipleri için kredi kartına ek taksit imkanı oldukça cazip görünüyor. MTV'yi www.gib.gov.tr adresinden kredi kartı ile ödemeyi düşünenlerin sistem yoğunluğu gibi olası bir aksilik yaşamamaları için, ödemeleri ayın son gününe bırakmamalarını ve kredi kartlarının hesap kesim tarihinin ertesi günü ödeme işlemini gerçekleştirmelerini tavsiye ediyoruz. Bu şekilde ekstra taksit imkanının yanısıra, vergi tutarını 40 güne yakın bir süre bankanıza taşıtmış olursunuz. Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Motorlu Taşıtlar Vergisi`ne (MTV) Kredi Kartıyla Taksit İmkanı Dünya üzerinde kartla yapılan alışverişler adetsel ve tutar olarak teknolojik gelişmelere paralel bir sürekli artış gösteriyor. Teknolojik gelişmelerin ve güvenlik önlemlerinin en yakından takip edildiği alanlardan biri olan kartlı ödeme sistemlerinde artmakta olan işlem hacmi, kötü niyetli kişilerin de bu alanı özellikle hedef seçmesine sebep oluyor. Gelişmiş ülkelerin bir çoğunda kart sahiplerinin mağduriyetlerinin giderilmesi için beyanı yeterli olup sigorta anında devreye girerken, ülkemizde tüketicilerin böyle bir mağduriyetin ortaya çıkması durumunda beyanın yanısıra mağduriyetlerini belgeleyecek deliller sunması gerekmesi, bankacılık ve tüketici finansmanı ürünlerinde tüketici hakları konusunda katedilmesi gereken çok mesafe olduğunun en büyük göstergesi.Türkiye'nin liderliğe oynadığı temassız kart işlemleri (İngiltere'nin ardından ikinci) iki büyük ödeme sistemi tarafından özellikle öne çıkartılıyor. Medyada bu konuda gerek Visa, gerekse Mastercard tarafından yapılan açıklamalar, reklamlar veya tanıtımlara denk gelmiş olmamanıza imkan yok. Bilmeyenler için kısaca tekrar edelim. Dünyanın en büyük ödeme sistemlerinden Mastercard tarafından geliştirilen PayPass sisteminin ülkemizdeki en büyük temsilcisi Garanti Bankası ve onun çıkardığı Bonus Trink markası. Diğer büyük ödeme sistemi Visa ise temassız kart alanında pazarı kaptırmamak amacıyla PayWave adını verdiği sistemle karşımıza çıkıyor. PayWave sistemine üye olan Türk bankaları ise sırasıyla İş Bankası, Denizbank, Bank Asya, Garanti Bankası (Temassız Money Card), Ziraat Bankası ve Yapı Kredi Bankası. Türkiye'de Paypass ve PayWave uyumlu toplam iki milyona yakın temassız kart bulunduğu belirtiliyor. Sistem belirli bir tutarın altındaki işlemleri, Paypass / PayWave uyumlu kartı özel olarak geliştirilmiş POS arayüzüne göstermek süretiyle şifre girmeden gerçekleştirerek, kart sahiplerine vakit kazandırdığını iddia ediyor. Bizim düşüncemize göre, ülkemizde temassız işlemlerin bankalar tarafından bu kadar çok yaygınlaşmasının en büyük sebebi, Mastercard ve Visa gibi iki büyük ödeme sisteminin temassız kart teknolojilerinin ülkemizde yaygınlaşmasını özellikle desteklemelerinden kaynaklanıyor. Kredi kartı işlem ve ciroları açısından Türkiye gibi potansiyele sahip ülkelere baktığımızda, bunların çoğunun Doğu Avrupa ülkeleri olduğunu görüyoruz. Bu ülkelerin neredeyse tamamı ya Avrupa Birliği'ne girmiş durumda yada girmek için net bir takvime sahip. Bu nedenle bu ülkeler kuvvetli Avrupa Birliği regülasyonlarına tabiler. Türkiye için ise Avrupa Birliği'ne üyeliğinin nasıl bir üyelik olacağı tartışıldığı için, bu tip ağır regülasyon söz konusu değil. Mastercard ve Visa gibi ödeme sistemleri bu nedenle temassız kart teknolojilerine yatırım yapan Türk bankalarını destekliyor, hatta teşvik ediyor. Yukarıda bahsettiğimiz potansiyele sahip ülkelerde böyle bir teknoloji implementasyon sürecine cesaret edemiyorlar, çünkü bu kadar büyük çapta uygulamada olabilecek aksaklıklar nedeniyle tüketicilerin mağduriyeti veya karşılaşacakları zararları yansıtmadan tazmin etmek veya sineye çekmek zorunda kalmaları mümkün. Türkiye'de böyle bir risk neredeyse yok gibi. Öncelikle bankaların istemediği bir yasal düzenleme kolay kolay geçemiyor.(örneğin kredi kartı üyelik aidatını kamuoyunun tüm baskısına rağmen kaldırmak mümkün olmadı). Bunun üzerine bir de ülkemizde tazminat talepli adli vakalarda dikkate alınan “sebepsiz zenginleşme” kavramı nedeniyle tazminat söz konusu olsa bile, bankaların ve bu ödeme sistemlerinin Türkiye'de uğrayabilecekleri tazminat kayıpları çok sınırlı olacaktır. Bir başka neden ise geçmiş yıllarda Türkiye'nin kredi kartı işlemlerine taksitli işlemi dahil edebilen ilk ülke olması ve bunu başarılı bir şekilde günümüzde kadar sürdürebilmesi. Bu başarı da kredi kartlarında yeni teknoloji implementasyonlarında önemli bir referans oluşturuyor. Bu nedenlerden dolayı Visa ve Mastercard'ın, devam eden temassız kart teknolojileri ile iglili çalışmaları için Türkiye'yi adeta pilot bölge olarak desteklediklerine ve test ettiklerine inanıyoruz. Büyük ilaç şirketlerinin Afrika kıtasını denek olarak kullandığı gibi Visa ve Mastercard da ülkemizi deneme tahtası olarak pekala kullanıyor olabilir. Geçtiğimiz yıllarda temassız kart teknolojisinin tüketiciyle ilk tanıştırıldığı dönemde sizinle paylaşmış olduğumuz temassız kartlar ile ilgili potansiyel güvenlik sorununa dair makaleye buradan ulaşabilirsiniz. Bu makalede yer alan bir videoda da görebileceğiniz gibi, temassız özelliği bulunan kredi kartlarının bilgilerinin kart sahibi farketmeden elde etmek hiç de zor değil. Söz konusu makalede de kısaca bahsettiğimiz gibi, temassız kartların ülkemizdeki çalışma prensibi güvenlik nedenleri ile geçiş yapılan chip & pin uygulaması ile bir çelişki içerisinde. Bir yandan fiziksel kart kullanımında güvenlik için şifre kullanımını zorunlu kılan zihniyet, temassız kartlarda belli tutarlara kadar gerçekleşen işlemlerde sorgulama yapmıyor. Üstelik kart sahibinin haberi olmadan temassız olarak gerçekleşen işlemler hakkında herhangi bir güvence sağlanmıyor. Kötü niyetli kişiler bir kredi kartınızın tüm bilgilerini kopyalayıp, şifrenize bile ihtiyaç duymadan temassız bir karta yükleyerek provizyon almadan günlük harcamaları için sizin kartınızı kullanabilirler. Temassız kart teknolojisinde kart sahteciliğini önlemek için özel bir güvenlik sistemi bulunuyor. Temassız kart çoklu olarak birbirini takip eden temassız işlemler için kullanıldığı zaman, kart sahibinden bu kartı POS cihazından geçirmesi ve işlem tutarı ne olursa olsun PIN kodunu girmesi isteniliyor. Bu önlemin kullanıcının doğru kişi olmasını sağlarken, kartın kaybolması veya çalınması durumunda oluşacak muhtemel sahtecilik olaylarını da önlediği iddia ediliyor ancak söz konusu durum bir kartın aynı gün içinde aynı üye işyerinden çoklu işlem gerçekleştirmesi durumunda devreye giriyor. Eğer kredi kartı işlemlerinizi ekstreden ekstreye takip eden bir tüketici iseniz ve temassız kartınıza ait bilgiler kötü niyetli kişilerin eline geçerse, sizden habersiz gerçekleştirdikleri işlemleri siz veya bankanız farkedene kadar iş işten geçmiş olacaktır. Kart kopyalamaktan bahsetmişken; kartlı ödeme sistemlerini hedefleyen kötü niyetli kişiler tüketicilerin kart bilgilerini kopyalamak için restoran, bar gibi yerlerin yanısıra ATM’leri de tercih ediyorlar. Restoran ve barlarda operasyonun başarısı için, kart kopyalanmak istenen kurum içinden belli bir eli çabukluğa sahip ve işbirliği yapacak birini bulmak gerekirken, ATM’lerde gelişen teknoloji sayesinde geliştirilen cihazlar sayesinde tüketicileri yanlız olarak yakalayıp bu bilgileri bir çırpıda alabiliyorlar. ATM’lerin kullanılarak gerçekleştirildiği en son teknoloji kart kopyalama tekniğine dikkatinizi çekmek istiyoruz. Gerçekten de birçok tüketici tarafından rutin bir işlem olarak algılanan para çekme işlemi sırasında pek çok şeye dikkat etmiyoruz. Dikkat etmeye çalışsak bile uygulamak mümkün değil. Türkiye'de bankalar tarafından yapılan ATM alımlarında bir standart olmadığı için aynı bankanın iki ATM’sinde bulunan görsellik tamamen farklı olabiliyor. Bu da kötü niyetli kişilerin bu açığı çok başarılı olarak kullanmalarına imkan veriyor. ![]() Yukarıda da görebileceğiniz gibi gelişen teknoloji ATM’ler üzerine yerleştirilebilecek kötü niyetli cihazların tespitini neredeyse imkansız hale getirmiş. ABD’nin California eyaletinde bulunan bir Citibank ATM’sinden çıkartılan ve kredi kartı bilgilerini kopyalamak için ATM'nin üzerindeki kart girişinin üzerine yerleştirilen bu cihazı farketmek oldukça güç. Globalleşen bir dünyanın dezavantajlarından biri olarak benzer cihazların ülkemiz sınırlarında kullanılmasının da çok uzun zaman alacağını düşünmüyoruz. Bu nedenle tüketicilerin sadece kredi kartı kullanırken değil, ATM kullanırken de nelere dikkat etmesi gerektiğini öğrenmesi gerekecek... Bu yazı Tüketici Finansmanı Rehberi'nde yayınlanmıştır - Temassız Kartlar, ATM`ler ve Güvenlik Açıkları |
|
contact |